Kim olduğunu kendisinin bile bilmediği, fakat buna hiç önem vermeyen Fernando Pessoa, bu kitabında belki de bu yüzden her bir cümlesinde, kendi içinde anlamlı ya da tutarsızlığa açık bir anlatımla huzursuz, sisli aynı zamanda etkileyici sözcüklerle vurgulamış cümlelerini. Somut ya da soyut her şeyi isteriz ömrümüz el verdiğince.
Pessoa ise hiçbir şey istemeyenlerin mutlu olacağını imgelemiş kitabında. Kısaca bana hissettirdiği budur Zafer Bey, sizin de söyleminizdeki gibi zihninde yarattığı düşsel karakterlerle ilgili ulaştığım bilgi şöyledir; Pessoa eserlerini değişik isimler altında yayımlamaktan bıkmıyordu… Öyle ki, kendisinin “heteronim” olarak adlandırdığı bu bir nev’i sahte kişiliklerin (aslında alter ego) sayısı 72 idi… Bunların arasında bir de kadın karakter vardı: 19 yaşında, kötü bir kamburu olan Maria José…
Konuya tam vakıf olmamakla birlikte yazarın diğer kitaplarını da okuyarak eni konu bilgi sahibi olmak gerekir diye düşünüyorum daha güzel bir yorum yapabilmem için size. Önceki yorumunuza istinaden ve kitap hakkındaki yorumumla harmanlamış oldum size cevabımı. Evet tabi ki okuyunuz, tavsiye ederim. Kitap oldukça hayata dair yansıdı bana ve sayfa sayısı da az olması itibariyle diğer kitaplarınızı okurken kısa sürede araya alabileceğiniz bir seçim olabilir.
Huzursuzluğun Kitabın’da şöyle diyor yazarın Bernardo Soares karakteri:
“Karakterim gizli bir orkestra… İçimdeki davulların, sazların, çalgıların ne zaman çalacağını bilemiyorum…. Bütün bildiğim bir senfoni olduğum…
Sadece ruhani ve hayali arkadaşlarım, sadece hayallerimdeki konuşmalar gerçektir ve somut olarak vardır.
~Fernando Pessoa~
Sanırım bu alıntı bile kısaca yansıtıyor yazarımızın ruh halini.
Esen kalınız, Zafer Bey.