Hımm!” dedi kral, “gezegenimin sınırları
içinde yaşlı bir farenin yaşadığını gösterir bir
sürü kanıt var elimde. Geceleri sesini
duyuyorum. Onu yargılarsın. Ara sıra ölüm
cezası verirsin ona. Senin adaletinin
pençesinde kalır. Ama tutumlu davranmalı, her
seferinde onu bağışlamalısın. Çünkü
yargılanacak bir o fare var elimizde.”
“Ben ölüm cezası vermekten hoşlanmam.
En iyisi kalkıp gitmeli.”
“Olmaz,” dedi kral.....................................
Evcil ne demek?”
“Artık kimselerin umursamadığı bir
geleneğin gereği. Bağlar kurmak demektir.”
“Bağlar kurmak mı?”
“Evet. Sözgelimi sen benim için şimdi yüz
binlerce oğlan çocuğundan birisin. Ne senin
bana bir gereksinmen var ne de benim sana.
Ben de senin için yüz binlerce tilkiden biriyim.
Ama beni evcilleştirirsen birbirimize
gereksinme duyarız. Sen benim için dünyada
bir tane olursun, ben de senin için.”.....................
Ertesi gün Küçük Prens yine geldi.
“Hep aynı saatte gelsen daha iyi olur,”
dedi tilki, “sözgelimi öğleden sonra saat dörtte
gelecek olsan ben saat üçte mutlu olmaya
başlarım. Her geçen dakika mutluluğum artar.
Saat dört dedi mi meraktan yerimde duramaz
olurum. Mutluluğumun armağanını veririm
sana. Ama gelişigüzel gelirsen içimi sana hangi
saatte hazırlayacağımı bilemem. Ayinsiz
olmuyor.”