Hasan Ali Toptaş sevgisiyle...
Güneşin altında titreşen yolda bir çocuk, topuklarını kıçına vura vura bahçemize doğru koşuyordu. Bir elini öne uzatmış, getirdiği haberi, elinin böyle ileride duruşu sayesinde bize bir an kadar daha erken ulaştıracak. –Bu kareyi dondurmak istiyorum. Çocuğun mesafeyi yaran gövdesini seyreden biz torunların, penceredeki anneannenin, içeride büyük dayının bu haberi almaması; dahası bu haberi oluşturan ne varsa sonsuza dek yeryüzünden silinmesini diliyorum.– Henüz eve ulaşmadan bağırıyor çocuk: “Candarmalaaaaar!” Denizliğe dayanmış bekleyen anneannem, birden doğruluyor. Küfrederek çıkıyor dışarı. Büyük dayıya sesleniyor. Dayı yok. Hem telaşlı, tasalı hem de öfkeli defalarca sesleniyor. Dayı yok. Korkumuzdan, çocuklar, dağılıp arıyoruz dayıyı. Yok. Olsa hemen görürdük çünkü öyle devdi ki o.