Selamlaaar Çok eğlenceli ve öğretici bir kitabın yorumu ve tavsiyesiyle geldim. İskender Pala- İki Dirhem Bir Çekirdek. Atasözleri, deyimler ve kalıplaşmış sözler dilimizin en büyük zenginliklerindendir. Günlük hayatta alışıla gelmiş bir şekilde kullandığımız, anlamını biliyor ya da bilmiyor olduğumuz bu kalıplaşmış sözlerin nereden geldiğini İskender Pala alfabetik bir şekilde düzenlemiş. 99 tane atasözü, deyim ve kalıplaşmış sözlerin arasında unutulmaya yüz tutmuş cümleler var ki! Hatta bazılarını açık konuşmak gerekirse hiç duymadım, duyduklarımında hangi olayla ortaya çıktığını okuyunca şaşırdım. “Hadi ya bu buradan mı ortaya çıkmış bak sen Allah’ın işine!” dediğim oldu Yeri geldi şaşkınlık haliyle beraber gülümsedim. Bazı olaylar komik olduğu kadar bazıları da nükteliydi. Merak duygusu oluşturduğu için sürükleyici bir kitap kendileri. Yani belli bir olay örgüsü yok diye elde sürünecek bir kitap değildi. Ben de bu kadar çabuk bitireceğimi düşünmemiştim. İçinden birkaç kalıplaşmış sözün nereden geldiğini sizlerle paylaşayım: İki dirhem bir çekirdek, bildiğiniz üzere şık giyinenler için kullanılan bir tabirdir. Dirhem ve çekirdek aslında hassas terazilerde kullanılan bir ağırlık birimidir. İki dirhem bir çekirdek ise Osmanlı altınına denk gelmektedir. Yani şık giyinen birine iki dirhem bir çekirdek dediğimizde aslında altın gibi demiş oluyoruz. Eskiler ne ince düşünmüş değil mi?
Eskilerden saraylarda haremlik seramlık durumu olurmuş. Yani kadınların bölümü haremlik, seramlık da erkeklerin bölümü. İki bölüm arasında dönen bir dolaptan bölme olurmuş bu iki bölümü birbirinden ayırırmış. O dolapta yemekler, içecekler, meyveler vs. yer alırmış. Erkekler istediklerini aldıktan sonra dolabı kadınlar tarafına çevirirlermiş kadınlar da istediklerini alırmış. Tabi birbirlerini görmüyorlar ama gizliden gizliye aşk durumu da cereyan edermiş. Bu hususta erkekler o dolaba gül, papatya, menekşe vs. koyup dolabı kadınlar tarafına çevirirmiş. Yani saray sahibinin arkasından dolap çevirip iş çevirirlermiş. Dolap çevirmek deyimi buradan geliyormuş ne garip değil mi? “İpe un sermek” ten bahsedeyim biraz. Bu deyim Nasrettin Hoca’dan çıkmış bir deyim. Hocanın bir komşusu hocadan sürekli bir şeyler istermiş. Ödünç aldığı şeyi ya bozup kırıp verirmiş ya da hiç geri vermezmiş. Bir gün urgan istemiş hocadan. Hoca vermemekte kararlıymış. Tam da o sırada hocanın eşi un eliyormuş. Hoca hemen “Urganı veremem benim hanım ipe un serecek.” demiş. Adam şaşırmış. “Aman hoca ipe hiç un serilir mi?” Hoca da lafı yapıştırmış tabi. “Canım ipi vermek istemiyorsa ipe un sersem yeridir” demiş.:)
Bunun gibi hikayeler yer alıyor kitapta çok keyif aldım. Sizin de keyif alacağınızı düşünüyorum. Eğer ki siz de atasözlerinin, deyimlerin ve bunun gibi kalıplaşmış sözlerin nereden geldiğini öğrenmek istiyorsanız kesinlikle okumalısınız. Kitapla, sevgiyle, sağlıkla kalın.