Reşat Nuri Güntekin'in okuduğum ikinci romanı.
Bu roman hiçbir madalyonun tek bir yüzü olmayacağınını bize açık bir dille anlatıyor. Her şey iyi hoş ama o zavallı adam benim içime çok dokundu. İnsanı en çok acıtan da anlaşılmamak, yanlış anlaşılmaktır kanaatimce. İnsana yaptığı iğrençliklerin yüzüne vurulmasından çok yapmadıklarının yüzüne vurulması koyar. Çok acı çok...
Kitabın bilhassabu karakteri üzerine spontane bir şekilde bunu yazdım defterime;
Yaşayan Adama Ağat
Güneşin altında bir yanık et kokusu...
Yüzümü çevirdim, kalbimi, vicdanımı çevrdim.
Yakıyorlar adamı, göz ucuyka bakıyorum,
Adam hala yaşamakta.
Akbabalar etrafında, didiklemekte etini.
Hayır adam yaşamakta.
Adam keşke, keşke ölmüş olsaydı...