702 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10 puan
"Suç Ve Ceza" Dostoyevski'nin olgunluk döneminin ilk büyük romanıdır. Kitap toplumsal kötülüklerin sebeplerini, nasıl gerçekleştiğini, kişi psikolojisinin doruk noktasını ortaya koyarken yapanların cezalarını çekmesi gerektiğini suçun hiç bir zaman üstünün örtülmeyecağini er ya da geç ortaya çıkacağını anlatır.

Raskolnikov fakir ve bir o kadar iyi niyetli üniversite talebesidir. Maddi imkanları el vermediği için eğitim hayatını yarıda bırakmak zorunda kalmıştır. Raskolnikov'u suça iteleyen başlıca sebep de bu maddi imkansızlıklar olmuştur. Ve böylelikle Raskolnikov kurban, suçlu ve katil olacaktır.

Kitapta Raskolnikov'un işlediği cinayetten ötürü vicdanıyla başbaşa kaldığını, nasıl savaştığını ve vicdan muhasebesini anlatır.

Raskolnikov'un kendince bir Napolyon olmak istemesiyle birlikte geliştirme aşamasındaki kuramını hayata geçirme evresindeyken cinayeti işler. Cinayetten sonra bir buhrana kapılır ve tasarladığı kuramın başarısızlıkla sonuçlanması yüzünden psikolojik bir çöküntü yaşar.

Kitapta Sonya denen karakter Raskolnikov için önemli bir ayrıntı haline gelmiştir. Çünkü her ne kadar kendine açıklayamasa da Raskolnikov Sonya'ya bağlanmıştır. Sonya da maddi imkansızlıklar yüzünden uygunsuz denecek işlerde çalışmış ve ailesine bakmak zorunda kalmıştır. Böylelikle aslında Raskolnikov'la bir nevi benzer özellikler taşımaktadır.

Kimlikler değil kişiliklere önem verilmelidir. Sonya buna en güzel örnektir. Saf ve masum Sonya.

Suç nedir? Neler suç sayılır? Suçlu neye göre kime göre belirlenir? Raskolnikov bir suçlu mudur yoksa toplum kurbanı mı? Şartlar suç işlemeye yeterli bir sebep sayılır mı? Peki Toplum!..

İşte Raskolnikov Toplum kurbanı genç bir adam. Belki de bir aşık.

Dostoyevski bende derin izler bırakan yazarlar arasına girdi. Kesinlikle okunması gereken bir baş yapıt. Sözlerime kitaptan bir alıntı ile bitirmek istiyorum. Lâkin fazlaca spoi içerir. Şimdiden affola :)

Nasıl olduğunu kendisi de anlamadan Raskolnikov birden kendisini Sonya'nın ayakları dibinde buldu; ağlıyor, kızın dizlerine sarılıyordu...
Onunda kendisini sevdiğini, hem de sonsuz bir aşkla sevdiğini anlamıştı, hiç kuşkusu yoktu bundan...
Demek o mutlu an gelmişti...
Konuşmak istediler ama, konuşmadılar...
Aşk onları diriltmiş, birinin yüreği, ötekinin yüreği için sonsuz bir hayat kaynağı olmuştur.

Hoşça kal Raskolnikov, Hoşça kal Sonya ve Teşekkür Ederim Dostoyevski :)