9/10
·531 syf.··
2020 321. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2020 19:34
Kitap bana göre, yeraltı edebiyatının en seçkin örneklerinden birisidir. Hikayemizin kahramanları; Kinyas ve Kayra, boşluğa düşmüş iki arkadaş. Afrika kıtasında yasaların oldukça uzağında ve dolaylı olarak da suçun tamamen dibine inmiş iki Türk genci. Hard rock bir hayata tutunarak acılarını unutmaya çalışan, tutundukça da gerçek hayattan gittikçe uzaklaşan iki yitik insan. İnsan neden acının, toplum dışılığın, suçun, ahlaksızlığın peşine düşer? Bunu anlasak zaten normal bir hayatımız olmazdı değil mi? Ancak tanımlayabileceğin bir şeyi tanıyabilirsin. Tanıyabiliyorsan, anlamlı geliyorsa, yaşanabilirdir. Bundan sonrası baştan sona *spoiler* Kahramanlarımızdan birisi Kayra, ki kendisi bence aşırı uçlarda bir antisosyaldir. Antisosyallik, sosyal fobi ile karıştırılıyor. Tamamen farklı şeylerdir. Antisosyal bir birey; topluma, onun değerlerine ve kurallara "zihinsel" olarak düşman olan insandır. Toplum ve ona dair değer yargılarını kavrayamaz. Dolayısı ile sıradan bir hayat yaşaması pek mümkün değildir genelde. Tabi tedavi olan, normal hayatı olan pek çok antisosyal mevcut tabi ki. Yalnız, onlar Kayra gibi bu bozukluğu havalı bir karakter zannetmeyip de bir hastalık olarak kabul edenlerdir ancak. Kayra da gittikçe bu toplum dışı bataklığa batıyor, nice tuhaf macera yaşadıktan sonra da zihinsel ölümü geliyor elbette. Bu zihinsel ölümün bir benzerini de Nietzsche yaşamıştır. Nietzsche aşırı hissetmekten dolayı düşmüştür bu batağa. Kayra ise artık hissedemediği için. Bir diğer karakterimiz ise Kinyas. O da hayatı, dünyayı tanımadan, içindeki boşluğu başkalarına acı çektirerek doldurmaya çalışan bir sadist. Ama bu sadistliği hayata karşı olan anlamlandırma çabasının başarısız olmasından kaynaklanıyor. Beynine çok büyük acılar çektirdiği için, büyük acılara mecbur kalmış her psikopat gibi her büyük yıkımdan sonra daha büyük hazlar yaşamaya çalışıyor ve daha derinlere iniyor. Ama Kayra'ya göre farkı, yaptıklarının farkında olması. Yaptığın şeyin kötü olduğunun farkındaysan kötü değilsindir. Hala senin için ümit vardır. Ama yaptığı kötülüğün müthiş olduğuna dünyayı inandırmak gibi bir çabası olan birisini ancak klinik paklar. Kinyas'da bana hak verircesine her sabah kahvaltısına süt içerek başlıyor. Çünkü süt onun için ailesiyle yaptığı kahvaltıları hatırlatıyor. Temizliği sembolize ediyor. Her berbat geceden sonra sütle kendini arıtıyor bir nevi. Ve Kayra'nın aksine hikayesi mutlu bitiyor. Afrika'da ki suç dolu geçmişinden yeniden ailesinin yanına dönerek normal bir hayat yaşamaya başlıyor. Hikayeye pek çok ilginç karakter katılsa da birisi oldukça tuhaf. Bu karakter Hakan Günday! yani yazarın kendisi, bir dönem hikayeye dahil oluyor. Tıpkı Quentin Tarantino'nun kendi filmlerinde oyuncu olarak yer alması gibi. İlginç bir fikir. Yazarın, yazdığı kurguda ki karakterlerle hikayede karşılaşması aslında kendi içerisinde ki gölge ile, kendi karanlık yönü ile yüzleşmesi gibi görülebilir. Sıradan bir şeymiş gibi görülse de psikolojik olarak bakıldığında enteresan bir tavırdır. Hikayede yer alan Kinyas da, Kayra da alelade birer kişi olarak düşünülmemeli. Zira zihin söz konusu olduğunda hiçbir şey tesadüfi değildir. Kinyas mesela, neden aşırı yakışıklı? Çünkü bu, yazarın olmak istediği bir figürdür. Daha yakışıklı olmanın özlemidir... Kitabı oldukça beğendim. Hakan Günday'ın daha önce okuduğum "Piç" isimli kitabına göre oldukça yüksek bir çıtada yazılmış. Sadece ülkemiz adına değil, dünya edebiyatına dair de umut vadettiğini söyleyebilirim. Bence yer altı edebiyatına ilgisi olan okur muhakkak okumalı. Keyifli okumalar :)
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
··
410 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.