Hayat efsaneyi tekrar eder!
7/10
·211 syf.··
2020 132. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2020 00:52
Kırmızı Saçlı Kadın, Orhan Pamuk'un 2016 yılında çıkan son romanı. Kitabı bitirdikten sonra Orhan Pamuk'un kitabını anlattığı bir video izledim. Yaşanmışlıklarla ve hayal gücüyle bezenmiş bir roman görmüş oldum. Bütün edebî eserler böyledir elbette. Ancak bizzat yazarın ağzından dinlemek acayip bir his. Beslendiği anları, anıları anlatırken tekrar romandaki olayların içine girmek ve kurgunun bir parçası olmak müthiş. Romanda iki efsane bağlamında bir baba-oğul ilişkisi ile bir aşk hikâyesi anlatılıyor. Başkahramanımız Cem, babasının evi terk etmesi nedeniyle babasızlıkla büyümüştür. Bir yandan babasının başında bulunmasını istemezken öte yandan babasının yokluğunu sürekli hissetmektedir. Orhan Pamuk bu noktada aile otoritesine gönderme yapmış. Babalar, sürekli çocuklarını yönlendirdiği için "birey" olmalarında bir engel durumundayken bazı anlarda da gölgesini dahi aradığımız bir güç durumundadır. Cem, bu çatışmayı yaşamaktadır. Bir kuyucu ustası Mahmut Usta'yla İstanbul'a yakın bir kasabaya kuyu açmaya gittiklerinde Mahmut Usta'yı sürekli "olmayan" babasıyla mukayese eder. Bazen onu kendine çok yakın hissederken bazen onu hiçe sayar. Gittikleri kasabada çadır tiyatrosunda oyunculuk yapan "Kırmızı Saçlı Kadın"a ilk görüşte, birdenbire tutulur üstelik. O çatışmanın üstüne bir de aşk darbesi yer Cem. Üstelik kendisinden yaşça büyük bir kadına. Sürekli onu takip eder, ona yakın olmak ister. Onu görme umuduyla penceresini gözetler. Aşkın bir adı da umuttur. Kitaptaki sürekli olarak iki efsanenin adı geçer: Oedipus ve Firdevsî'nin Şehrazat'ı. Bu iki eserin ortak noktası baba-oğul arasındaki ilişki. Oedipus'ta bilmeden öldürülen baba... Şehrazat'ta bilmeden öldürülen evlat... Cem bu iki eserin etkisinden bir türlü kurtulamaz. Bu iki eserle ilgili daha çok bilgiye, birikime sahip olmak için bizzat ortaya çıktıkları topraklara gider. Eşi Ayşe'yi de beraberinde götürür. Hem ruhen hem bedenen Ayşe de eserlerin içine girer. Cem'in bu iki eserle bu kadar yakından ilgilenmesi tesadüf değildir. Romanın sonlarında "Kırmızı Saçlı Kadın"ın dediği gibi "Hayat efsaneyi tekrar eder!" Cem, çadır tiyatrosunda gördüğü "Kırmızı Saçlı Kadın" ile oyun sonrası birlikte olur. Birlikten Enver doğar. Cem, Enver'den habersizdir. Enver, Cem'den habersiz 26 yaşına gelir. Cem'in kendi evliliğinden çocuğu olmaz. Cem'in aklında ve kalbinde hâlâ Oeudipus ile Şehrazat'taki Sührab... Beklenmedik bir anda Enver ortaya çıkar. Cem işleri dolayısıyla gittiği kasabada etkisinde kaldığı eserlerdeki olayların benzerini bizzat yaşar. Cem'in Kırmızı Saçlı Kadın'a karşı duyduğu hislerden etkilenmediğimi söyleyeyim. O duygunun içine giremedim. Yıldızlara bakarken onu düşündüğü bölümlerde içim coşmadı tam manasıyla. Masumiyet Müzesi'nde anlatılan aşk hikâyesi de delice gelmişti. Acaba Orhan Pamuk Bey, gerçekten aşık olmuş mudur? Aşk konusunda yaşadıklarından değil de sadece izlenimlerinden mi faydalanmaktadır? Kitaptan hareketle hayatın efsaneleri ve masalları taklit ettiğini söyleyebiliriz. Yüzyıllar önce ortaya çıkan efsanelerdeki ve masallardaki olayların hâlâ yaşanmaya devam etmesi insanoğlunun ne kadar değişime uğrasa da bazı şeyleri sürdürmeye devam ettiğini gösterir. Peki, bu durumda ne yapacağız? Yaşayacağız elbette, göreceğiz günümüzü!
Edebiyat
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,2bin okunma
·
27 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.