Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakârlıkları ve yalanları... Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.
Uçurtma Avcısı'nda anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü... (Arka kapaktan)
Sovyetler'in son deminde işgal ettiği, ardından Amerika'nın önce Taliban örgütünü kurdurarak karşılık verdiği sonradan 11 Eylülü bahane edip saldırdığı ve halen nüfusunun büyük kısmı mülteci olup acıların hüküm sürdüğü ülke: Afganistan.
Bu eser ise; emperyal ülkeler altında gidip gelen ülkedeki korkunç savaşlar arka fonunda bir Burjuva çocuğu ile hizmetçilerinin oğlu (sonradan kardeş) arasındaki dostluğu temel almakta. Temel sorgular; Dostluk ve kayıtsızlık,sadakat-ihanet ve pişmanlık.
Yazar Halit Hüseyni'nin kendisi de Sovyet işgali sırasında Amerika ya iltica eden bir ailenin çocuğu olduğu düşünülürse, otobiyografik öğeler de barındıran bu dostluk romanı, düzgün kurgusu ve akıcı dili ile göz dolduruyor doğrusu. Uçurtmanın dostluğu niteleyen bir metafor oluşu, savaşta yaşanan acılar (açlıktan oluşan takma bacak borsası, stadyumda maç arası kadınların recm edilmesi, çocuklara taciz...) ve yaşanan pişmanlıkların kitapta 'yeniden iyi insan olabilmek ' gibi fikirleriyle de.
Açıkçası; elden kolay bırakılmayan eseri; Afgan yazarın, Amerika 'yı HİÇ suçlamadan kurtarıcı ülke olarak zihinlere aşılması haricinde (ki puanı o yüzden kırdım- insaf!) diğer yönleriyle sunduğu gerçeklerle güzel bir dostluk hikayesi adına okuyabilirsiniz: 11 Eylül'den sonra Afganistan'ı işgal sırasında kitabın piyasaya çıkışı, Başkan Junior Bush'la verilen fotoğraf, yazarın kendi adına kurduğu vakıf ile BM iyi niyet elçiliği de oldukça kafa karışıklığına sebebiyet vermesine RAĞMEN belli bir BİLİNÇ de yanınızda olsun...