·531 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Ağustos 2016 01:40 Hayata ve insanlara karşı fazlasıyla öfkeli, silik, şahsına münhasır ve uzun süredir garip bir dostluğa sahip iki karakter; Kinyas ve Kayra. Aslında bu kadarla da bitmiyor hem birbirine benzeyen hem de birbirinden bir o kadar uzak, Afrika'da hayatlarını birlikte devam ettiren fakat daha sonra yolları ayrılan bu iki karakterin iç dünyası. Kitabın ilk bölümünde birbirine paralel olarak tanıma fırsatı bulduğumuz Kinyas ve Kayra; okuyucunun günlük hayatta karşılaştığı düzenli bir yaşama sahip, mutlu, elindekilerden memnun, normal bir insan profilinden epey uzakta kalıyor. Birbirini seven ama bir o kadar da birbirinden nefret eden, var olan düzeni hazmedemeyen ve bozmak için elinden geleni yapan, içlerindeki acıma duygusunu kaybeden Kinyas ve Kayra ile tanışınca şaşırmadan edemiyor insan. İnsanlara, Tanrı'ya ve yaşamaya bu denli öfkeli insanlarla gerçek hayatta da farkında olmaksızın sıkça karşılaştığınızı, yanından geçip gittiğinizi, bir şekilde iletişimde bulunduğunuzu düşünüyorsunuz ister istemez. Kitabın başından beri birlikte tanıma fırsatı bulduğumuz Kinyas ve Kayra ile ikinci ve üçüncü bölümde teke tek tanışma fırsatı sunuyor yazar. İşte tam da bu anda, normal olmayan iki insanın iç dünyasını keşfetmede doruklara ulaşıyor okuyucu. Sırf karakterlerin ruhsal analizlerinin enfes bir şekilde betimlenmesi açısından bile okunur bu kitap. Bu analizlere şahit olunca feleğin çemberinden geçmemiş bir insan bu kadar güçlü analizler yapamaz diye düşündüm; hem de ilk yazdıģı eserinde. Kitaba başlarken kapağında yer alan resmin tam olarak ne ifade ettiğine bir anlam verememiştim fakat Kinyas (Kin-yas) ile Kayra'yı tanıyınca başta anlamsız görünen resim bir anlam kazandı ve ta kendisi dedim. Sona dogru yaklaşırken ise yaşam çizgileri bir noktadan sonra ayrılan Kinyas ve Kayra'nın hayata tutunmak ya da tutunmamak adına verdikleri ilginç mücadeleye ortak oluyorsunuz. Var olmakla yok olmak arasındaki ince çizgide yürüyen ve Hakan Günday'ın harika bir anlatımla okuyucuya sunduğu iki tuhaf insanın yaşamına tanıklık etmekte geç kalmayın derim.