·272 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Aralık 2020 14:42 · Rollo May 20. yy yaşamış Amerikalı varoluşçu terapist. May’e göre kitabın isminden de anlaşıldığı gibi insanın kendini arayışı günümüzün en önemli sorunu. 1900lü yılların ortasında yazılmış olan eser hala güncelliğini korumakta.
Rollo May terapi seanslarındaki deneyimleri ışığında insanı; “içi boş insan” olarak tanımlar. İnsanlar ne istediklerini bilmemelerinin yanında, içlerindeki anlamsızlık ve boşluk duygularıyla acı içindedirler. Peki insanlar neden bu duygularla yaşamak zorunda kalır? Bunu sadece yaşadığımız modern çağın bir sorunu olarak görmek yanlıştır. Yazara göre bu anlamsızlık ve çaresizlik;
“İçsel boşluk duygusu, kişinin yılların birikimiyle hayatına yön verme, başka insanların ona olan davranışlarını değiştirme yahut içinde bulunduğu dünyayı etkileme gücünün olmadığına dair inancının bir sonucudur.” (syf.27) Ve ulaşamayacağına inanan insan istemekten ve hissetmekten vazgeçer. İşte bu duyarsızlık ve hissizliği hayatında endişeye - kendisiyle yüzleşme endişesi- karşı oluşturduğu bir savunma yöntemi olarak hayatının ortasına yerleştirir.
Yalnızlık da çoğu insan için güçlü ve acı verici bir tehdittir. Çünkü yalnızlık insanlarda boşluk duygusunu çağrıştırır. Bu nedenle birey olma deneyimini yalnız başka insanlarla birlikte olduğunda yaşayabilirler. Popüler olma ya da birileriyle beraber olmak çoğu insan için başkalarıyla bir aradayken aldıkları keyiften çok daha önemlidir. Kendi içindeki boşluk ve anlamsızlığı yaşadığı ilişkilerle doldurmak isteyen kişiler, gerçek sevgiyi yaşamamakta ve çoğu zaman kendi benliklerinden vazgeçmektedirler.
“Ne kadar birbirlerine yaslansalar da bu doldurulmuş insanlar önünde sonunda daha da yalnızlaşmaya mahkumdurlar; ne de olsa içi boş insanlar sevmeyi öğrenmelerini sağlayacak bir temelden mahrumdurlar.” (syf.35)
Önceki yüzyıllarda kendini bilmek bu denli çaba gerektiren bir sorun değildi çoğu kişi için, kişilik sorunları uyum sağlamayla kolayca çözülebiliyordu. Ortak kanıların var olduğu dönemlerde insanlar uyum sağlar, kuşkuculuğun endişenin galip geldiği çağlar ise insanların kendilerini arayış çağlarıdır.
Yaşadığımız sorunların bir diğer kaynağıysa: Benlik bilincinin yetimi. “ Hayatta birey olarak yaşayıp davranmaktansa oyuncu olma eğilimine kapılıyoruz” (syf.60) Benlik bilinciyle derin kişisel anlamlar hakkında iletişim kurmayı, doğayla bağlarımızı, insan değerine olan inancımızı da kaybediyoruz.
Kelimelerle ifade edildiğinden çok daha derin ve önemli olan bireyselliğin keşfi ve kendine dair farkındalık modern insanın ilacı. Kişinin benlik bilincini kazanması içedönüklük, kendine biçtiği aşırı değer ya da narsistlik değildir. Kendi hislerini ve bedenini farketmek, bağımlılıklarının farkına varıp mücadele etmek, -özellikle kastedilen ebeveynlerle kurulan ilişkiler- kendi seçimlerini, özgürlüğünü kabul edip cesaretle kendini sevebilmektir.
“Yani kendimizi düşünen-sezinleyen-hisseden ve harekete geçen bir bütün olarak görüyoruz. Bu nedenle benlik yalnızca kişinin üstlendiği çeşitli rollerin toplamın değildir, bu rollere büründüğünü bilme kapasitesidir; kişinin kendisine dair bu sözde farklı yanları görüp farkına varabildiği merkezidir.” (syf.89)
Bir psikiyatristin bilimin ışığında kaleme aldığı eser, kendini arayan bizlere doğru yolu -tek bir doğru yol var mı zaten?- işaret etmese de kendimizle yüzleşebilme cesaretini içimizde hissettiriyor. İşte kendimizi tanımak için bir fırsat. Teşekkürler Rollo May...