Puan vermedi·168 syf.··Beğendi
· Engereğin Gözü yıllardır kitapçılarda ya da kütüphanede gördüğümde sonra okurum diyip okumayı ertelediğim bir kitaptı. Zülfü Livaneli'nin başka birkaç kitabını okuyup, kalemini beğenmeme rağmen bu kitabın vakti şimdiymiş.
Kitabın konusu 17. yüzyıl İstanbul'unda bir sarayda geçiyor ancak bu kitap tarihi bir roman değil. Roman 17. yüzyılı, sarayı yani tarihi motifleri kendine araç ediniyor sadece. Biz hikayeyi zenci bir haremağasının gözünden okuyoruz. Gözlerinin önünde padişahın tahttan indirilip zindana atılmasıyla başlayan olayları takip ederek önce bunun nedenlerini anlatıyor. Kendisinin saraya nasıl geldiğini, tahtından edilen padişahın yaşadıklarını da anlatıyor.
Haremağası saraya getirilmeden hadım edilmiştir ve sarayda haremdeki cariyelerden sorumludur ve zamanla saraydaki her şeyle ilgili bilgi sahibi olur. Tahttan indirilen padişahınsa çocukluğu çok zor geçmiştir ve bu zorluklardan sonra tahta geçtiğinde kendisi de zalim biri olur.
Engereğin Gözü romanını bir türe dayandırmak gerekirse bence psikolojik bir romana daha yakın. Çünkü zaman olarak 17. yüzyıl ele alınmış olsa da padişah ve haremağasının arasında geçen sohbetler her çağdaki efendi ve hizmetçisi arasındaki durumu yansıtıyor. Ve haremağasının önce padişaha acıması, sonra ona kızması, daha sonra da ona tekrar bağlanması ile ilgili duygularını dile getirmesi üzerinden biz hem haremağasının psikolojisini hem padişahın yaşadığı zorluklar yüzünden oluşan kişiliğinin nasıl bir ruh haliyle oluştuğunu anlıyoruz.