1993 reith konferansına edward said davet edilir ve vereceği konferansın teması "entelektüelin temsil ettikleri" dir. kitabın içeriği bu tema üzerinedir.
kitaba geçmeden önce şunları söylemek istiyorum. bizim coğrafyadan, yani doğudan; arap yarımadasından, kuzey afrikadan, mağripten, pakistan çevresinden, irandan bir şekilde sürgün edilmiş veyahut kendi isteğiyle amerikaya-avrupaya göç etmiş müslüman veya başka bir din mensubu mütefekkirlerin kitaplarını okurken her zaman teyakkuz halinde olmak gerekiyor. bu adamlar gerçekten garip oluyorlar. hemen hemen hepsi kendi coğrafyasına karşı acımazsız. hemen hemen hepsinde aşağılık kompleksi mevcut. müthiş zekaları olduğunu düşünüyorum. fakat şahsi meselelerden doğan kinleri, intikam hırsları bu adamları objektiflikten tamamen uzaklaştırıyor. bu tarz yazarlar arasında türklere bulaşmayanı, türklere küfretmeyeni görmedim desem yeridir. hatta islami açıdan bakıldığında ehli sünnete düşman bir çok fikir akımı da bu şekilde doğuyor. ehli sünnete göre sapkın mezheplerin önderleri bu tarz adamlardan çıkıyor hep. belki de batıda kendilerine sağlanan konforun karşılığını bu şekilde ödüyorlar, bilmiyorum. bunları edward said özelinde değil genel olarak söylüyorum. said müslüman değil zaten. her ne kadar bu adamların düşüncelerinin bir çoğunda sapıklık (kastım fikri sapıklık) olduğunu düşünsem de yine de onları okumayı seviyorum. (ör; ali şeriati) çünkü inanılmaz derecede akıcı ve etkileyici dilleri var. belagatları çok kuvvetli. sosyolojik tespitleri yerinde. gözlemleri ve bu gözlemleri aktarış biçimleri muhteşem. zaten bu hep böyledir; en azılı din düşmanları eskinin en katı dindarlarıdır, kalemi en keskin islamcı yazarlar eskinin en iyi komünistlerindendirler. yani bu yazarlar da bu teşhis ve tespit güçlerini bu topraklarda yetişip fakat bu topraklarla aralarına mesafe koymalarına borçlular. biz odanın içerisindeyken odayı bir bütün olarak göremeyiz, sadece gözümüzün görme açısındaki gerçekliklere vakıf oluruz. sadece gördüklerimizi bile odanın içerisinde olduğumuz için odadaki ruh halinin etkisiyle algılarız. fakat bir odaya dışarıdan baktığımızda dört köşesini de tamamen görürüz ve tüm yönleriyle oda hakkında objektif bir yorum yapabiliriz. kısacası arkadaşlar bu bahsettiğim yazarların kitaplarını tabiki okuyun ama fikirlerini yüzde yüz doğru kabul etmememenizde fayda var. çünkü gerçekçi teşhisleri size 'evet yaa' dedirtiyor fakat sundukları tedavi yöntemleri ile ilgili (ki sunamıyorlar sadece eleştiri var) her zaman soru işareti olsun aklınızda.
kitaba dönecek olursak. edward said entelektüeli üç başlık altında ele almış. sürgün, marjinal ve yabancı. said'e göre entelektüel öncelikle otorite ve iktidara hizmet etmeyi reddetmeli ve milliyeti, dini, geleneği ile arasına mesafe koymalıdır. said'in entelektüeli laiktir. said'e göre entelektüel sürgündür ve yabancıdır; çünkü entelektüellik içinde yaşadığı toplumun (hatta dünyanın) yerlilerinden olmayan, orada hep tedirgin olan, rahatsız olan ve başkalarını da rahatsız eden bir yabancılık konumudur. kökeninin, dininin, geleneğinin sunduğu basit kesinlikleri elinin tersiyle iten, bedel ödeyen ve evrensellikte ısrar eden bir marjinaldir entelektüel. marjinallik entelektüel için bir keşif sürecidir. entelektüel uzlaşmacı değil aksine her türlü ırkçılığa, cinsiyetçiliğe, kutsallaştırmaya, ötekileştirmeye savaş açan amatör direnişçidir, uzmanlaşıp uysallaşmamıştır. profesyonelleşmenin baskılarına boyun eğmeden yoksulların, ötekileştirilenlerin, yok sayılanların, sesi kesilenlerin adına görüşlerini en yüksek sesle ifade eden kişidir entelektüel. kısaca kitabın muhtevası bu şekilde.
okuduğum ilk e.said kitabıydı. oryantalist kitabını da çok merak ediyorum. onu da alıp okuyacağım. bu kitabı tabi ki tavsiye ediyorum, okunmalı kesinlikle. mukayese yapma açısından cemil meriç'in aydın, entelektüel, münevver (entelijansiya) tanımlarına ve yorumlarına da bakılabilir. düşük cümleler, yanlış kullanımlar ve yazım hataları varsa şimdiden özür dilerim. incelemeyi kısa tutmak adına daraltmalar yapmış olabilirim. iyi okumalar.