Puan vermedi·432 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Aralık 2020 18:42 Nietzsche Ağladığında, Amerikalı Psikiyatrist Irvin d. Yalom tarafından kaleme alınmıştır. Yazar, kitabında "ya böyle olsaydı nasıl olurdu" diyerekten tarihten önemli kişileri bir araya getirmiş ve bir tarihi kurgu etrafında birleştirmiş. Böylelikle psikoanalizin gelişimine alternatif bir seçenek sunmuş.
Kitap, 1882 yılında geçiyor. Dr. Breuer, psikoanalizin kurucularından biri, bir mektup alır Lou Andreas Salome'dan. Salome, Nietzsche'nin saplantılı bir şekilde aşık olduğu fakat reddedildiği kadındır. Bu yüzden Salome, ümitsizlik denizine düşen Nietzsche için Dr. Breuer'den yardım ister. Breuer yardımı kabul eder. Fakat Nietzsche anlaşılması zor bir adamdır ve tedaviye sıcak bakmaz. Ama Breuer inatçıdır ve Nietzsche'yi kendi umutsuzluğunu tedavi etmesi için teklifte bulunur. Çünkü kendi ümitsizliğini anlatırken bir yandan Nietzsche'nin de ona anlatacağını düşünür, ki öyle de olur.
Nietzsche'nin terapi yaparken aynı zamanda hayatın gerçeklerine, özüne çözüm araması beni derinden etkiledi. Kendi hayatımı sorgulamaya başladım. Kendimi bir an Dr. Breuer'in yerine koydum. Sanki Nietzsche orada benim ümitsizliğime çare oluyordu. Altını çizdiği her gerçekte, hayatın anlamını aradım. Ve bana öyle geldi ki psikoanaliz ile felsefe birbiriyle iç içe çünkü psikoanaliz de bir anlam arayışı. Kişinin kendi hayatının farkına varması, varlığını bir anlama dayandırma çabası incitmiyor mu derinlerimizde bir yerlerimizi? Sonra o incinen yerlerimizi keşfetmeye çalışmıyor muyuz?