Ben her zaman kötülüğün sonradan kazanılan bi davranış olduğuna inandım. Masum bir çocuğun şiddet görmesi , kadınların tecavüze uğrayıp canice öldürülmesi ve daha niceleri...Fikrimce bu denli eylemleri gerçekleştirmek sağlıksız bir zihin, sevgisiz bir kalp ve kötü yaşanmışlıkların eseri olabilir .Kitabı okurken bunu daha iyi anladım.
Karakterin suçunu öğrenmeyi çok istedim ancak böyle bir kısım gelmedi. Aslında o kadar önemli ki bu zira toplumun kaderini değiştirecek asıl mesele suçtan ziyade ceza.Peki biz toplum olarak hassasiyeti bu denli haiz bir meselede neden idam isteyip duruyoruz? Amacımız insanlık dışı bu olayları caydırıcıkla ortadan kaldırmak ancak idam cezasını uygulayan ülkelere baktığımızda amaca ulaşılmadığını görebiliyoruz.
Victor Hugo mahkumun hislerini,düşüncelerini o kadar muazzam yansıtmış ki okurken arada duraksayıp altı ay sonra idamla yargılanacağımı, o koca süre boyunca bir saniyeyi bir yıl gibi yaşayıp her saniyede acı çekeceğimi düşündüm lakin yarıda kestim. Bu denli korkunç ve acı bir cezayı beynim düşünmeyi dahi reddetti.
Küçük ve masum bir çocuğu ötekileştiren, öz vatanında parya haline getiren toplum onun sürüklendiği bu sınırsız suçlar zincirinde işlediği her suçun ortağıdır ve mahkumun başına indirilen giyotin asıl olarak o toplumun başına indirilmelidir.