·68 syf.··Beğendi
···Okunma: 27 Aralık 2020 15:52 ANDREY YEFİMIÇ
Küçük bir kasabada psikiyatri kliniğinde görev yapan bir doktorun iç sıkıntılarını anlatıyor bize kitap. Klinikte yatan hastaları anlatarak başlıyor yazar. Aslında günlük hayatta sıklıkla karşılaşabileceğimiz tiplemelerden oluşuyor ''koğuş''. Koğuş denmesinde ufak bir nüans var aslında. Yaşamaya hakları olan insanların ufak bir odada birlikte tutularak yalnızca temel ihtiyaçları karşılanıyor. Topluma zararları olacağı çok aşikar ancak onlar da insan olduğundan yaşamaya, dışarı çıkmaya hakları vardır. Ancak bunlar kuraldışıdır. Sonra yazar doktoru anlatmaya başlar. Hiçbir sıkıntı çekmeden bu günlere gelen doktor iç sıkıntılarına bir türlü söz geçiremez. Kitaplar, dergiler, tıp baymaya başlamıştır onu. Kitaplardansa bir çift kelam etmek isteğiyle yanıp tutuşur. O sırada daha önce uğramadığı kliniğe gitmeye karar verir. Orada İvanla tanışır ve koskoca köyde bulamadığı insanlığı, klinikteki hastada bulur. Sohbet ederler ancak İvan'ın hastalığı farklıdır. Sürekli birilerinin peşinde olduğunu düşünür durur. Birkaç kez reddedilmesine rağmen hala İvan'ın yanına gelen doktor muhabbeti ilerletir Ancak bu durum insanların gözünden kaçmaz. Doktorun hasta olacağını sezenler onu bu bataktan kurtarmaya çalışırlar ama doktorda en ufak bir çaba yoktur. Çünkü sonunda ölüm varsa insanları iyileştirmenin ya da hastayla doktor arasında fark yaratmanın hiçbir önemi olmadığına inanmaktadır. Sonunda onu da psikiyatri servisine yatırırlar. Doktor o zaman farkı anlar çünkü avluya çıkmasına dahi izin verilmez. Doktorun ruhsal keşmekeşlerini anlatan bu kitap doktorun ölümüyle son bulur.