·520 syf.····Okunma: 21 Aralık 2020 16:01 · martin eden son yıllarda aklıma düşmüş bir kitap, ara ara aklıma gelip bi ara alsam da okusam dediğim bi kitaptı yani ve sonunda okudum. hayatının ilk yirmi yılını kendi tabiriyle makine gibi çalışarak geçiren bir gencin burjuva hayatına ansızın gelişen bir olayla atılması, aşık olması ve bunların sonucunda kendi sınıfını aşarak üst sınıflara ulaşma isteği anlatılıyor. konuşulan derin düşünceleri anlamayışından hayıflanarak günde sadece beş saat uyuyup deliler gibi kitap okuyarak aldığı her bilgiyi kafasına işleyip mükemmel bir yazar olacağına olan inancını da yanına alarak müthiş bir mücadele veriyor martin eden. yazarlıktan para kazanarak sevdiği kadınla mutlu bir yaşam sürmek istiyor ama bu hayaline ulaşmasının çok uzun sürmesi ona çevresindeki insanların yok olmasına patlıyor. hayal ettiği ve istediği ne varsa ulaştıktan sonra ulaşmak istediği sınıfın aslında bir hiçlikten ibaret olduğunu fark etmesi onu yoğun bir çöküşe sürüklüyor, mücadelesinde kaybettiği her şeyin geri gelmesi bile ona aradığı anlamı veremiyor. kitabın büyük çoğunluğu karakterin içsel düşüncelerinden meydana geliyor. martin’in karakterinin bu denli anlamlandırılması martinle tamamen bütünleşmenizi sağlıyor. bi yerden sonra martin’in yazdığı hikayeleri, makaleleri editörlere gönderip aldığı red cevaplarına martinle birlikte anlam veremiyor ya da yeni yazdığı bir hikayeyi sevgilisine okurken kızın vereceği tepkiyi heyecanla bekleyip umduğunuzu bulamadığınızda sinirleniyorsunuz. karakteri çok iyi tanıdığınız için ve bütün içsel çatışmalarına yoğun betimlemelerle tanık olduğunuz için unutamayacağınız bir karakter olduğunu düşünüyorum. martin’in ulaşmak istediği hedefe ulaşıp çöküşüne doğru giden yolda ona hak verdiğim birçok yön oldu, kendine seçtiği sonu her ne kadar bekliyor olsam da bunu ifade ediş tarzı yine kalbimi kırdı. uzunluğuna aldanıp okumamazlık edilmemeli çünkü akıp giden bir kitap, umarım sizler de seversiniz. iyi okumalar.