Kalitesine dair bir şüphe yok ama mutlaka okunması gereken bir kitap diyemem. Benim için çok iyiydi, Doğu'nun Limanları'nda aldığım zevke yakın bir zevk aldım, daha önce okuduğum kitaplardan izlere rastladım ve elbette gerçekten etkilendiğim kısımlar oldu. Ama diğerlerinden daha farklı, beni duygusal anlamda coşkulu yükselişlere yönelten bir durum söz konusu olmadı.
Kitabın, özellikle ilk kırk beş buçuk sayfalık kısmını daha çok sevdim, Raif Efendi'yi uzaktan izleyerek onun hakkında tahminlerde bulunmak, Rasim'le birlikte meraklanarak onu anlamaya çalışmak daha hoştu benim için. Maria Puder'in olduğu kısımlarda aşktan, olaydan ya da hislerden çok, kadının benim ilk ergenlik yıllarımdaki düşüncelerimin bir manifestosu niteliğindeki sözleri dikkatimi çekti. Bilemiyorum, bütün kadınlara mı böyle gelir?
Ayrıca Kürk Mantolu Madonna'nın tasvir edildiği bir bölüm vardı ki benim gibi en ufak resim yapma alakasına sahip olmayan, çizim yeteneğinden nasibini alamamış bir insan için bile dikkat çekiciydi. Eğer yapabileceğimi bilsem, alırdım elime kağıt kalemi ve çizerdim Madonna'yı.
Eser son derece akıcı, çabucak bitirme isteğiyle dolacağınız için sıkıntı yaşamadan okuyuverirsiniz. İlgi alanına göre okunabilecek bir roman diyebilirim, elinize geçtiği takdirde okunmasını tavsiye ederim ama özel olarak tahsis etmek gerekmiyor.