Yine Camus, yine varoluş üzerine derin düşünmeler, yine sade bir üslup ve yine muazzam bir eser. Okuduğum dönemi göz önünde bulundurarak böyle bir deneyimin herkese nasip olmadığını belirtmek isterim, salgın döneminde salgın kitabı okumak... Bu açıdan baktığımda kitap daha ilk sayfasından benim için farklı bir anlam taşımaya başlamıştı. Sanki yıllar önceyi değil dünümü, bugünümü hatta belki de yarınımı anlatan bir eserdi. Camus yine yapmıştı yapacağını :)
.
Açık konuşmak gerekirse eser muazzamdı. Karakter işlemeleri, olay örgüsü, hikayedeki çatışmalar, farklı ideolojileri temsil eden kahramanlar ve muazzam bir gerçekçilik. Belki farklı bir dönemde, mesela salgın tehlikesinin olmadığı bir dönemde, okusam böyle anlamlı, bu kadar muazzam bir eser olduğunu düşünmezdim. Çünkü bir salgının kişide ne hissettirdiği hakkında bir fikrim olmazdı, kitapta okuduklarım havada kalırdı. Ama şimdi kişide hissettirdikleri hakkında fikir sahibi olmak bir kenara böyle bir şeyi bizzat deneyimlemek ve bu deneyim esnasında bu kitabı okumak, kitaptaki her cümleyi içime işletti, benimsetti desem yalan olmaz. Bu eserde de yazarın diğer eserlerinden aşina olduğumuz sade bir üslup var (muhtemelen kendisi bu sadeliğin en çok yakıştığı yazar) ve Camus bu sadeliğe rağmen okurunda bambaşka hisler uyandırmayı başarıyor. Okuduğum diğer eserlerinden farklı olarak da bu romanında bir olay örgüsü, ayrıntılarına kadar düşünülmüş bir kurgu var. Camus'nün en sevdiğim özelliği de bu; başka bir eser, başka bir perspektif. Muazzam bir eser anlayacağınız. Daha fazla överek tadını kaçırmak istemiyorum o yüzden biraz da konusundan bahsedeyim.
Hikayemiz "Oran" adlı bir şehirde durduk yere farelerin ölmesiyle başlıyor. Günden güne artan fare ölümleri 3 basamaklı sayıları bulmaya başlıyor ve tam o sıralarda bir salgın başlıyor. Başta anlam verilemese de sonradan bu hastalığın "Veba" olduğu anlaşılıyor ve şehir karantinaya alınıyor. İçerde kalanlar, kendilerini kurtarmak ve tekrardan dışarıya kavuşmak zorundalar. İşte bu noktada Dr. Riuex, Tarrou, Grand, Rambert ve Cottard gibi birbirlerinden çok farklı olan ve bu yolda ilerlemek için farklı sebepleri olan hikayenin başkahramanları (Aslında baş kahraman demek yanlış olur, anlatıcı zaman zaman bu eserde hiç başkahraman olmadığını vurguluyor.) ellerinden gelenin en iyisini yaparak şehri kurtarmaya, salgını durdurmak için kenetlenmeye ve kimsenin pes etmemesini sağlamaya çalışarak eşsiz bir mücadeleye ışık tutuyorlar. "Tüm çabaları boşa mı çıkıyor yoksa gerçekten başarılı olup salgını durdurabiliyorlar mı ? " Bunun cevabını eseri okuyarak alabilir ve şu dönemlerde deneyimleyebileceğiniz en iyi şeylerden birini deneyimlemiş olursunuz. Ben çok sevdim, hepinize de öneriyorum. Keyifli okumalar.
.
Benim puanım: 10/10