Bir ingiliz lorduna ve malikanesine kendini adamış bir başuşak ve onun bitip bilmez vakar düşüncesi. Biraz bana bekçi murtazayı hatırlattı. Görev herşeyin üzerindedir, insan yanlarını unuturlar, duygularını bir kenara bırakırlar, kendileri için değil efendileri için yaşarlar. Geriye dönüp baktıklarında derin bir pişmanlık söz konusudur, nice kalp kırıklıkları ve kendini inkar söz konusudur. Bu adanmışlık içerisinde bir yardımcısıyla işlerin sorumsuz yürümesi açısından kurduğu ilişki içerisindeki her ayrıntı ayrıca belleğinde yer etmiştir. Her zamanki hikaye esas olan. Filler tepişirken çimenler ezilmiştir... Belkide bu romandan yola çıkarak farklı perspektifler geliştirmemiz gerekir. Kimin ne düşüneceğine aldırmadan duygularımızı açığa vurmalıyız, her ne sebeple olursa olsun yaşam kavgası içerisinde önceliğimiz fazla bencilliğe kaçmadan kendi mutluluğumuz olmalı... Romana gelecek olursak okunurmu okunur fakat şiddetle tavsiye edilmez...