·724 syf.····Okunma: 30 Aralık 2020 02:36 ''Annem de, babam da bana gerekli eğitimi vermediler. Yaşamak için demek istiyorum. Bana yaşamasını öğretmediler. Daha doğrusu, bana her şeyin öğrenilerek yaşanacağını öğrettiler. Yaşanırken öğrenileceğini öğretmediler. Ben de kolayca razı oldum bana öğretilen bu yanlışlara. İnsan, kendi bulurmuş doğru yolu. Ben bulamazdım. Bana, başkalarına gösterdikleri basmakalıp yolları öğrettiler. Başka türlü bir itinayla tutmalıydılar beni. Daha fazla değil, farklı. Normal bir insan olmaya zorladılar, bana boş yere vakit kaybettirdiler. Olmayınca da, anormal dediler. Ben de kendimi anlamadım: bütün hayatım boyunca normal bir adam olmaya çalıştım. Arkadaşlarla geneleve gittim, müstehcen romanlar okudum ve sokakta genç kızların peşinden gittim. Hiçbirinde tutarlılık gösteremedim. Bunun üzerine anormal olduğuma karar verdiler. Onlara biraz olsun benzeyebildiğim ölçüde kendimi mutlu sayıyordum. Kendimi onlardan ayırmasını beceremedim. Hitler, genel yatakhanelerde işçilerle kalırken bile onlardan ayrı olduğunu hisseder, onlara yaklaşmazmış. Bende böyle bir içgüdü yoktu. Sınıfta toplanıp müstehcen resimleri seyrettikleri zaman, onlardan uzaklaşmak gerektiğini bilemedim. Oysa, onlar gibi hissetmiyordum. Duyduğum bu yabancılığı, onlardan geri kalmak diye nitelendirdim ve nefes nefese onlara yetişmeye çalıştım. Bu bakımdan yakınmaya hakkım yok. Onlar gibiydim.''
Syf 611
Bir kitap düşünün ki yukarıdaki gibi bir paragrafa sahip olsun. Bir kaç cümleyle ne kadar da güzel özetlemiş içinde bulunduğumuz tekdüzeliği.
Normal olanlar ve diğerleri.
Üniversite hayatım boyunca 3. Deneyişimde sonunda bitirdim kitabı. Ve ilk 2sinde kesinlikle Oğuz Atay'ı anlayamadığımı farkettim. Anlayabilmek içim insanın gerçekten belli bir takım duyguları ve düşünceleri deneyimlemesi gerekiyormuş.
Hayatımda okuduğum hiçbir edebi esere benzemiyor by kitap. Başlarda sıkılsam da bir süre sonra Oğuzcum Atay'ın diline alıştıktan sonra inanılmaz derecede akıcı gidiyor kitap. Sadece şarkılar ve hiç noktalama işareti olmayan 2 bölümde zorlandım. O kadar da olur diyorum, sonuçta en çok yarım bırakılan kitap ülkemizde. Selim Işık'ta bu zamana kadar kendimde farketmediğim bir çok özellik ve farketsem bile, betimlemeye yeteneğimin olmadığı bütün özellikleri keşfettim. Tutunamayan kavramını iliklerime kadar yaşadım. Her okuyanın biraz da olsa kendisinde bir şeyler bulabiliceği bir karakter yaratmış yazar.
' Kitap hakkında güzel bir söz söyleyebilmek için on bin kitap okumuş olmayı isterdim.'
Ne desem az gelir.
Herkese önerebileceğim mükemmel bir kitap.