John Steinbeck'in okuduğum ilk romanıydı Fareler ve İnsanlar. Yalın bir dilin yanında anlatmak istediğini çok güzel aktarıyor kitap ve aynı zamanda da birçok soru bırakıyor akılda. Kısaca kitabın konusundan bahsedip verilen asıl mesajın ve yan sorucukların oluşmasındaki temel meseleyi tartışmak isterim.
Öncelikle hikayemiz iki kişi üzerinden anlatılıyor. Bunlar George ve Lennie adında hayatlarını evsiz, tarlalarda geçiren iki kişidir. George iri yarı iyi niyetli birisidir fakat saflığından dolayı yanlış şeyler yapabilmektedir. Lennie ise George'un yanında daha zeki olan taraftır ve her ne kadar başına bela açsa da George'un iyi niyetinden ötürü onu terk edememektedir. Bu ikilinin tek bir hayalleri vardır. Kendi evleri, tavukları ve kendi kendilerine yetebilecekleri bir hayatları olması. Kitabın ilerleyen sayfalarında (Spoiler!!) George'un yumuşak şeylere karşı olan zaafı nedeniyle çalıştıkları tarlada sahibinin oğlunun karısının saçlarını severken gücünden dolayı onu öldürür.
Kitabın ırkçılık üzerine verdiği mesajların çok açık bir şekilde sunulduğunu düşündüğümden daha felsefik boyutuna gelip tek başına iyi niyetin yeterli olup olmamasını tartışmak istiyorum.
Hayatta iyi niyetin önemini hepimiz farkındayızdır. Fakat iyi niyetle yapılan bir eylemin sonucu da iyi olmak zorunda mıdır ve yeterli midir? Aynı şekilde tam tersi bir harekette de bulunduğumuzda sonucunun iyi olması, niyetimizin kötülüğüyle bağlantılı olup mümkün müdür? Veya sonucunun kötü olduğu iyilik dolu bir eylemi sırf niyeti iyi diye onu iyi sayabilir miyiz? Yaşamımız boyunca kitapta gösterilen uç örnekten farklı ve daha hafif olarak sevdiğimiz insanları istemeden birçok kez kırmışızdır. Şöyle bir söz vardır; bana beni sevdiğini söyleme göster. Peki ya gösterip, sevmesem? Sanırım bu kötü niyetin ötesinde çok farklı bir şeydir. Gerçek kötülüktür. Fakat yine de bu niyetimizin iyi olmasının yeterli olduğunu göstermez. Pratik alanda elle tutulur, gözle görülür bir eyleme ihtiyaç duyarız, çünkü hayat böyledir. Eğer içindeki şeyi dışa yansıtamazsan, onu işleyemezsen ince ince sık sık dokuyamazsan eyleminin farkındalığından yoksun bir fare olursun. İnsan olmak ise asla erişemeyeceğin, tadamayacağın, yaşayamayacağın ufuktaki bir çizgi..