Ah canım Feride...
Yahut,çalıkuşu,gülbeşeker,ipekböceği..
Hepsi öyle yakışıyor ki hepsi sana..
Süvari binbaşı olan Feride’nin babası,hasta eşinin vefatı sonrası,işi gereği İstanbul’da ki büyükannesine emanet eder küçük yaşta ki Feride’yi.
Burada geçirdiği bir kaç yıl sonrasında büyükannesinin de vefatıyla Feride’yi çare olarak yatılı Sör Mektebine vermekte bulur.
Bu Fransız mektebinde edindiği Çalıkuşu lakabı tam olarak Feride’yi yansıtmaktadır.Ağaç tepelerinden inmeyen,her şeyle eğlenmeyi bilen,neşe dolu çalıkuşu için zorlu günler okuldan mezuniyeti sonrası başlar.
Hissetiği sevgiye ve büyük aşka rağmen kendisine yapılan yanlış üzerine,gururunu her şeyin üzerinde tutarak,yaşadığı tüm zorluklara rağmen,kimseye minnet etmeden,kendi ayakları üzerine sağlam basabilen bu güçlü kız,Anadolu’nun bir çok vilayetinde,çeşitli köy ve kasabalarda öğretmenlik yaparak,gittiği her yeri kendi gibi güzelleştirir.