·610 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Aralık 2020 22:20 Lise'de okurken, dine, örf adet ve geleneklere karşı olduğunu sık sık dile getiren bir hocamız sürekli "Bilim ne diyorsa o doğrudur" şeklinde kimi afilli cümleler kurar, örf, adet, gelenek ve dini inanışları hep aşağılardı. Bir gün yeni doğan bebeklerin hafif bir tuzlu su ile yıkanıp yıkanmayacağı konusunda, örf adet ve ananelerimizi, halkımızı, atalarımızı aşağılıyor ve "Cahillik işte, bilim kesinlikle tuzlu suyla yıkanmaz diyor, bizim cahil milletimiz ise ısrarla yeni doğan çocukları tuzlu suyla yıkıyor" diyordu. Bilimin iddia ettiği hususun doğru olduğuna yüzde yüz emindi. Ben de, sinirli bir şekilde "Atalarımız yapmışsa bir hikmeti nedeni vardır, doğrudan yabana atmayalım, bir araştıralım, bu bilim dediğiniz şey de mutlak doğrulardan oluşmuyor ya, belki de, sizin çok yücelttiğiniz bilim adamları yanılıyor. Ben bu konuda gönüllü olarak dönem ödevi almak, yazdığım dönem ödevini de tüm sınıf huzurunda okumak istiyorum" dedim. Talebim kabul edildi. Hazırlamış olduğum ödevi sınıf huzurunda okurken özetle "Bilim adamı Sigmunt Freud, kokaini tıp alanında kullanmaya başlar ve halka "muhteşem bir şey, harika bir ürün" diye duyurur. O dönem, gazete reklamlarında bir çok çikolata, şekerleme vb. ürünler, "mamüllerimiz kokainlidir" şeklinde yer alır. Bir bilim adamının sözüyle galayena gelen insanlar çok daha sonraları anlarlar, kokainin bağımlılık yapan bir uyuşturucu madde olduğunu. Diğer bir konu ise, 1960'lı yıllarda bilim, bebeklere ilk altı ay bebek maması verilmesini emrediyordu. Hatta, Türkiye'de sağlık kuruluşlarında bu yönlerde hazırlanmış afişler vardır. Daha sonrasında, bebekler için, özellikle ilk altı aylık dönemde anne sütünün yerini hiç bir şeyin tutamayacağı anlaşıldı ve sağlık kuruluşlarındaki afişler "İlk altı ay bebeğinize sadece annne sütü verin" şeklinde değiştirildi. Bu olaylardan da görüleceği üzere, "bilim/bilim adamları ne diyorsa doğrudur, buna tezat düşen örf, anane, gelenek, görenek, dini inanış var ise o kesinlikle yanlıştır" demenin biraz beylik laflar olduğunu, yeni doğan bebekler için günümüz biliminin kesinlikle tuzlu su ile yıkanmaması gerektiğini söylerken, örf, anane ve geleneklerin ise yıkanması gerektiğini söylediği bu durumda, en doğru yolun orta yol olduğu, yeni doğan bebeklerin, günümüz bilimin ve örf adet ve göreneklerimizin söylediklerinin ortasının bulunması gerektiğini, yeni doğan bebeklerin hafif bir tuzlu suyla yıkanması yönünde görüş belirtiğimi" ifade ettim. Tüm sınıf, ayağa kalktı ve dakikalarca sunumumu ayakta alkışladılar.
Bu anımı anlatma sebebim, bu yıl okumayı hedeflediğim 100 kitabın 99'u okunmuş ve 100.'cü olarak bitirilmeyi bekleyen "Tüfek, Mikrop, Çelik" kalmıştı. Kitabı, oldukça geç bitirdim. Zira, kitabın henüz ilk sayfalarında, insan neslinin 7 milyon yıl önce yaşamış maymunlardan geldiğini, bu maymunların da belirgin üç ana türünün üçünün de, Afrika Kıtası'nda yaşaması nedeniyle, insanlığın başlangıç tarihinin de Afrika Kıtası olması gerektiği yönündeki cümlesi nedeniyle, "kitaba böyle giriş yapan birinin bana ne gibi faydası olur" düşüncesi ile okumayı bırakmayı düşündüm ancak vazgeçmedim ve okumaya devam ettim. Amerika'da bir üniversite de öğretim görevlisi olan yazar, işi gereği uzun yıllar Yeni Gine'de geçiriyor ve yine işi gereği bir çok ülkeyi geziyor. Yılların vermiş olduğu bilgi birikimi ile bu kitabı yazıyor. Kitapta, bugüne kadar bilmediğim, duymadığım bir çok konuyu yazarın bu kitabı aracılığıyla öğrenmiş bulunmaktayım. Kitabı okurken, ben yazarın "benim dedelerim maymundu" iddaalarını göz ardı ettim. Yazar'da bana yardımcı oldu, bu iddilarını kitapta pek fazla dile getirmedi, ya da getiremedi, netameli konuların en başında olan "din" konusuna mümkün olduğunca girmedi. Kitapta, tarihe, arkeleojik kazılara vb. dayalı somut nesnel bilgiler yer almakla birlikte, yazarın öznel yorumları da yer almakta. Kitabı okuyunca tabiki de "eveeet, insanlık tarihi ile kafamdaki bütün soruların cevabını buldum" diyemeyeceksiniz. Ancak, benim gibi "aaa, gereçkten ben bu açıdan hiç bakmamıştım ya da hiç böyle düşünmemiştim" dediğiniz konular oldukça çok olacak. 20. Yüzyıl maalesef biim dünyasında "aaa siz yoksa evrim tesorisine inanmıyor musunuz" şeklinde geçti. 21. yüzyıl ise "Siz hala evrim teorisine mi inanıyorsunuz"a döndü. Bilimin oynaklığını bir tarafa bırakıp, somut, objektif bilgilere bağlı kalmak şartıyla, kitabı okumanızı tavsiye ederim.