·64 syf.····Okunma: 28 Aralık 2020 14:33 Merhabaa.. Herman Melvılle'nin Kâtip Bartleby kitabını bitirdim. Kitabın iki ana karakterinden biri olan hukuk bürosunun patronu, yanında 'Hindi' ve 'Kıskaç' adında iki kâtip ve 'Zencefilli Çörek' adında ayak işlerine bakan bir yardımcı çalıştırır. Hindi sabahları patrona çok yardımı dokunup öğleden sonraları aynı derecede huysuzlanırken Kıskaç ise tam tersi sabahları huysuz olup öğleden sonraları tam bir beyefendi olur ve büroya çok önemli katkılarda bulunur. Bürodaki işlerin bir zaman sonra artması nedeniyle yanında çalıştırdığı iki katibin yanına bir kişi daha almak istemektedir. Verdiği ilana kısa zamanda karşılık bulan patron, Katip Bartleby'i işe alır. Bartleby işe başladığı ilk günlerde patronuna çok yardımı dokunur ve birçok belgeyi kısa zaman içinde kopyalar. Birkaç gün sonra ise çok önemli bir davanın kopya belgelerinin kontrol edilmesi gerekmektedir ve patron bunun için diğer iki kâtip gibi Bartleby'i de çağırır ve kendilerine yardım etmesini söyler. Bartleby işe hiç oralı değildir ve 'Yapmamayı tercih ediyorum.' diyerek edebiyat tarihinin çok konuşulan cümlelerinden birini söylemiş olur.
Bartleby aykırı bir karakterdir ve özgür iradesini ortaya koyarak sisteme karşı çıkar ve büroya geldikten birkaç gün sonra artık çalışmamaya başlar. Kendisine yapılması söylenen tüm işlere 'Yapmamayı tercih ediyorum.' der ve kendisine sunulan tüm seçenekleri '... tercih ediyorum.' diyerek reddeder. Akşamları evine gitmez ve büroda kalır. Bütün bu olanlara rağmen patronu onu anlamaya çalışır ve Bartleby'i kovmaz. Ama ortada bir sorun vardır, patronu Bartleby'i anlayamaz ve anlayamadığı gibi kendisi ve yanında çalışan diğer iki kâtip de istemsiz bir şekilde Bartleby'den etkilenir ve yer yer 'tercih ediyorum.' kalıbını kullanmaya başlarlar.
Bartleby'in kaderi de dünyadaki diğer anlaşılamayan kişilerden farksız değildir ve anlaşılmamanın verdiği korku ve belirsizlikle olumsuz söz ve davranışların hedefinde bulur kendini. Bu da yetmezmiş gibi kendi kendini de dünyadan soyutlar.
Kitap boyunca Bartleby'in geçmişi hakkında bilgi sahibi olamadığımız için bu pasif davranışının nedeni hakkında kesin bir yargıda bulunamıyoruz. Ama kitabın son kısmında Bartleby'in geçmişi hakkında küçük bir dedikodu var. Bartleby bu büroya çalışmaya gelmeden önce 'ölü mektuplar' bürosunda –sahibine ulaşmayan mektupların yakıldığı yer– çalışmış olabileceği söyleniyor. Nedenini bilemiyorum ama bence geçmişteki iş hayatında yaşadığı bir olayın, o büroda okumuş olduğu bir mektubun onu çok etkilediğini düşünüyorum ve bu durumun da onu pasif direnişe ittiğini...
Bartleby ve Soarez
Bartleby'in büroda çalışmayıp sabahtan akşama kadar büronun penceresinin önünde durup hayallere dalması, eylemi reddetmesi bana Huzursuzluğun Kitabı'ndan Soarez'i hatırlattı.
"Bürodaki herkes öğle yemeğine çıktı. Ben ise donuk camın arkasından, karşı kaldırımda sendeleyerek yürüyen yaşlı adama gözlerini dikmiş, öylece, kıpırdamadan duruyorum. Sarhoş olduğu için değil, düşlere daldığı için sendeliyor. Dikkatini var olmayana vermiş; hâlâ bir umudu var belki."
–fernando pessoa / huzursuzluğun kitabı
Soarez de büroda çalışıyor ve hareket halinde olmayı, çaba sarfetmeyi bir suç olarak görüyor ve Bartleby gibi pasif direnişte bulunuyordu.
"Çaba sarf etmek bir suçtur, çünkü her eylemle bir düş ölür."
–fernando pessoa / huzursuzluğun kitabı
"Ne Devlet'e boyun eğerim ne insanlara, tek yaptığım kıpırdamaksızın direnmektir."
–fernando pessoa / huzursuzluğun kitabı
"Eylemsizlik bütün dertlerin tesellisidir. Hareket etmemek bize her şeyi verir."
–fernando pessoa / huzursuzluğun kitabı
Soarez kendini yalnız olarak görüyordu, Bartleby ise patronu tarafından yalnız olarak tanımlanıyordu.
"Fakat Bartleby yalnız bir adama benziyordu... Evrende yapayalnız bir adama. Atlantik'in ortasında bulunan bir enkaz parçasına."
–herman mervılle / kâtip bartleby
"Yapayalnızım, kalabalıklarca kuşatılmışım."
–fernando pessoa / huzursuzluğun kitabı
Belki de Soarez haklıydı, ölüm bir kurtuluştu ve ölen insanın kimseye ihtiyacı yoktu.