·143 syf.····Okunma: 30 Aralık 2020 15:43 • Jung, bir psikanalistten öte 20.yüzyıl düşünce dünyasını etkileyen çok önemli bir isim. Fikirleri psikolojiden teolojiye, mitolojiden edebiyata çok geniş bir alanda etki bırakmıştır. Kolektif bilinçdışı, arketip, içedönüklük, anima ve animus kendisinin ürettiği ve kabul gören psikolojik kavramlardır.
• Jung'a göre kişisel bilinçdışımızdan farklı olarak bir de nesilden nesile aktarılan tür olarak insanın hafızasında sakladığı bir bilinç kaynağı daha vardır. Kolektif bilinçdışı denilen bu kaynak insanların ortak korkularını, arzularını, heyecanlarını barındırır ve içerisinde taslak şeklinde imgeler vardır. Jung işte bu imgelere arketip diyor. Farklı konularla ilgili kolektif bilinçdışımızda yer alan bu arketipler psikolojimizin görünmeyen itici unsurudur. İçerisini doldurduğumuz, eğip büktüğümüz bu imgelerin derinine indikçe hep belirli kavramların etrafında buluruz kendimizi. Arketiplerin ipuçlarını en iyi masallarda, mitolojilerde, dinlerde ve rüyalarda bulabiliriz.
• Kitapta Jung'un belirlediği dört arketip ele alınıyor: Anne, yeniden doğuş, ruh ve hilebaz. Kitap bölüm bölüm çok tatmin edici olsa da bütünsel anlamda okunması oldukça zor bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Freud'un o açıklayıcılığı ve ikna ediciliği öğrencisi Jung'da pek yok. Bazen konuya damdan düşer gibi başlıyor, bunun haricinde dili de çok üst düzey sayılmaz (Belki çeviri kaynaklıdır). Ancak psikanalizin temel yapıtlarından biri olduğu için konuyla ilgilenenlere tavsiye edebilirim.
• Bu kitabın öncülü Freud'un Totem ve Tabu isimli eseri dersek ardılı da Joseph Campbell'ın Kahramanın Sonsuz Yolculuğu isimli eseridir. Campbell, Jung'un temellendirdiği fikri daha ilgi çekici bir noktaya çekiyordu. Bu 3 kitap içerisinde en sevdiğim de onunki oldu.
"Bilincin, diğer bir deyişle kişiliğin bütünselliği bir gerçeklik değil, bir dilektir." – Jung.