Gönderi

Puan vermedi·112 syf.··
2020 25. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2020 14:00
Peyami Safa ile tanıştım. Yazara hep ağır bir dili olduğunu okurken çok zorlanırım gözüyle bakıyordum. Eserin hiçte öyle olmayışı, yazarın kaleminin bu denli akıcı olması beni şaşırttı, birçok eski kelimeyi de öğrenmeme vesile oldu ve önyargılarımdan kurtuldum diyebilirim. Eseri otobiyografik olarak nitelendirebiliriz. Çünkü ismini öğrenemediğimiz başkahramanın dizindeki ciddi hastalık, aslında Safa’nın ilköğrenimine devam ettiği yıllarda sağ kolunda kemik vereminin ortaya çıkmasıyla benzeşmektedir. Kitabın bu denli güçlü betimlemelerine sahip oluşu hastanenin, doktorların, hasta bakıcıların, tedavilerin ve o hastane kokusunu bile alabiliyor oluşumuz yazarın deneyimlemiş olduğu kötü anların birer yansıması olduğunu düşünüyorum. Ah hastalığın yanında başkahramanımız birde Nüzhet’ e duyduğu aşkla bizde ek bir hüzün yaratıyor. Bir çırpıda bitecek eser; psikolojik açıdan, aşk acısı ve bir hastanın çevresinde olup bitenleri böyle güçlü betimlemesiyle ve insanı durup düşündürecek çarpıcı sözleriyle bizi etkisi altında bırakıyor,üzüyor.
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022120,9bin okunma
·
1 Gösterim
1 Yorum
Merhaba, hem akıcı hem de eski kelimeler kullanmasından bahsetmişsiniz. Bu kelimeler akıcılığı etkilemiyor mu? Kitabı okumayı çok istiyorum gerçekten ama ağır dilden dolayı ön yargıdayım.
Kitapta geçen kelimeler bazen günlük hayatta kullandığım kelimelerdi. Bazen de ilk defa karşılaştığım. Olay örgüsünden dolayı o kelimeleri hemencecik okuyor öğreniyor ve devam ediyorsunuz yani bende öyle oldu. Bence endişelenmeyin okuyunca öyle hissetmeyeceksiniz, vakit kaybetmeyin derim.
1 yanıtı göster
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.