“İnsanın mutlu olması ve bu mutluluğu başkalarına da vermesi bazen ne kadar kolay oluyordu! diyordu. Hep böyle, evet tam o anda olduğu gibi yaşamalıydı insan. Ama gerçek hayat bu değildi, mutluluğun yanısıra, peşini hiç bırakmayan, insanın ruhunu, bütün hayatını allak bullak eden felaketler, mutsuzluklar da vardı.”
Böyle bi durumda mutlu olmak tercih meselesi değil de ne?
.
.
.
Bir çocuğun hayallerine, mutluluklarına, hayal kırıklıklarına şahit olmak bir yandan da bir iyi kalpli bir yetişkinin çaresizliğine şahit olmak çok üzücüydü. Yazarın da dediği gibi iyi kalpli olmak yetmiyor!