Puan vermedi·360 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Ocak 2021 23:24 Düşünün; canınızın bir parçasını kaybediyorsunuz, elinizden neler gelebilir ki, nelerden vazgeçebilirsiniz ki? Misal, ruhunuzdan, bedeninizden... Minicik yavrusunu, yaşama sebebini kaybeden ve onu bulmak için çabalayan, yapmak istemediği şeyleri salt oğlu uğruna yapan bir kadın, Vera. Yüreklerde, bir annenin acıyan yüreği gibi his bırakan kadın. Ve bu hissi onunla birlikte yaşayan Claire. Evet, biri bebeğini daha doğmadan, diğeri ise doğduktan sonra kaybetti. Hangisi daha ağır bilemem fakat sonuçta kaybetmek bu, canınızdan herhangi bir parçanın koparılması nasıl bir acı olabilir ki? Peki ya Josephine sevmediğim karakter olarak kazıldı zihnime. Bir yavruyu annesinden koparmak mı, bir annenin bir parçasını koparmak mı, bu nasıl bir gaddarlık. Bunun bir vebalinin olmayacağını mı sandın, neyse ki layığını buldun Josie. Zihnime kazınan bir diğer sevmediğim karakter ise Josephine'nin ağabeyi, Vera'nın aşkı geliyor: Charles. Charles'in yumuşak kalpli, yardımsever, iyi bir insan olduğu inkâr edilemez elbette ki. Lakin sevdiği, aşık olduğu kadının peşinden koşamayan biri olarak kazındı zihnime. Sonuçta sen bir Kensington'sun ya hani, her ne olursa olsun sevdiğin kadını bulabilir, ona yardım eli uzatabilirdin. Vera bunları yaşamak zorunda kalmayabilirdi. Hemen evlenmek mi, ahh klasik erkek tipi...Vera'm, sen tüm kadınların ve annelerin umudusun. Senin gibi bir karakteri iyi ki de tanıdım. Ve tabii ki Claire; pes etmeyen, kendi ayakları üzerinde duran, mücadele eden güçlü kadın, bu davranışının tüm kadınlara örnek olması temennisiyle...