Ne samimi, ne garip ve ne yepyeni bir İstanbul gençliği hâsıl olurvermişti. Bu gün bakıyorum da Ali Kemal Bey'in makalelerini yaşayan Salime Hanım'la memleketin muazzam davasını nutukla, içtimayla haile kalkışan saf çocukları o kadar muhabbet ve şefkatle düşünüyorum ki... O zaman güler: "Bundan bir şey çıkmaz," derdim. Halbuki bu mizahi bir resmigeçit gibi başlayan İstanbul propagandasından ne kanlı ve ne muazzam bir sahne çıktı
Öteki İstanbul genç kadınlığına gelince, onlar sefaretle muhtıra götürmenin haricinde Frenklerle pek temas etmezler. Bu, daha ziyade kendi kendisini ikna ile meşgul, fakat daha genç ve canlı bir âlemdir
Bunlar, Türkiye'nin adil kadınları diye imza ederler, her zaman İtilaf Devletleri'ne sadık kalan, Alman aleyhtarı kadınlar o pespâye mahlûkların dediklerini siyasî notalarla tekzip ederler
İttihatçıların zayıf kalpli olan kadınlarından bazıları İttihatçı olduğumuz belli olmasın diye o sesini yükselttikçe onun etrafından ayrılmıyorlardı
Çünkü İstanbul tamamen başka bir kadın dünyası idi ve onun propagandası başka surette tecelli ediyordu. Bütün Şişli, Salime Hanım başta olmak üzere, İstanbul kadınlığının yapacağı propagandaya darbe indirmek için sinirleri kopacak gibi gergin beklerlerdi