Acımak... Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğine kaniyim. Evet, dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliği gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi, insanlığımızın derecesini öğretir... Fikrimce yalnız doğruluk hastalığı, bir hak ve hakikat meselesi etrafında toplanmak kabiliyeti, bir cemiyeti mesut etmeye kafi gelemez... Bunun için acımak, birbirimizin feryadını, iniltisini duyabilmek de lazım!
-Doğruluk, fedakarlık, manevi temizlik hastalığı... Haksızlığın, yalanın, riyanın, hasılı bütün ahlaksızlıkların ve zaafların müthiş bir düşmanıdır
-Şu halde bu hanımın kasabada bir çok düşmanları olacak
Keşke bütün mekteplerimizin başında Zehra Hanım gibi muallimler olsa da bizim hiç hakkımız kalmasa... İstiklâl alameti olarak onlara birer davul ile tuğ gönderir, maarif idarelerinin kapılarını kemal-i emniyet ve iftihar ile kapardık...
Sevginin ateşi, pırıltılar
Bir şey var sevginin alevleri içinde
Kendi kendini yiyen bir fitil, bir kömür var
İlk hızını bir daha bulamıyor sevgi
İyilik bile, bir sıtma ateşi gibi yükselip
Kendi aşırılığıyla öldürür kendini