İmam-ı Gazzâli, Metafizik ilimlerini değerlendirirken filozofların en fazla yanıldıkları alan olarak metafiziği gördü. Zira metafiziğin maksadı Tanrı'nın varlığını ispattır. Bunun için kullanılan yöntem de burhani bir kesinlik olmalıydı. Halbuki filozoflar iddialarını açıklık ve kesinlikle delillendiremeyen kimselerdi. İmam Gazzali herşeyden önce filozofların metafizik komusunda birbirinden farklı sözler söylediklerini ve bütün insanları ikna edebilmiş evrensel bilgiye sahip olmadıklarını tespit etti. Bu durum, metafiziğin tümel ve kesin bilgi iddiasıyla çelişen bir durumdu. Dolayısıyla felsefe ne kadar homojen görünse de teorileri ve kapsamına giren bilimleri açısından tutarsızdır.
Gazzali'nin nazarında farz-ı kifaye kabul edilen kelam, herkese gerekmese de haktan sapanlara karşı koymak, kalpleri şüphelerden arındırmak için her beldede bu ilimle meşgul olanların bulunması ve bu maksatla öğretilmesi yeterlidir.
Nitekim “Gazzali derin bir denizdir” diyen hocası Cüveyni, Gazzali’nin yazdığı el-Menhul adlı fıkıh kitabını incelediğinde çok beğenmiş ve “Beni sağken mezara gömdün; ölümümü bekleyemez miydin!” diyerek ona duyduğu hayranlığı dile getirmiştir.
Risâlet ve nübüvvet sâhibi Muhammed Mustafâya “sallallahü aleyhi ve sellem”, âline ve eshâbına “rıdvânullahi teâlâ
aleyhim ecma’în” salât ve selâm olsun!