Kitabı ilk elime aldığımda kitaba yüzeysel bir şekilde göz attım. Mektup tarzında bir kitap olduğunu sandım ve açıkçası okuma isteğimi kaybetmiştim. Fakat ilk sayfasından itibaren kitap kendisine öyle bir çekti ki beni, henüz kitabın yarısına bile gelememişken hayranlıkla okuyorum her satırını. Her satırında, her paragrafında farklı derin bir anlam barındırıyor Huzursuzluğun Kitabı. Sanırım kitabı bitirmek istemiyorum.
Benim boş odam kasten o manzaraya baktığım koyu bir camdır... Uzun zamandır aşina olduğum bir manzaradır bu ve uzun zaman boyunca aynı yabancı kadınla, başka bir gerçeklikte o kadının hakikatsizliği boyunca dolaştım. İçimde yüzyıllar öncesine ait bu ağaçların, çiçeklerin ve o yolsuz yolların olduğunu ve bunların içinde gezinen, bakışlarıma görünen o eski Ben'i hissediyorum, bu odada bulunma duygusu gölgeli bakışlarımı perdeliyor...