Paşa der ki, adalet ve hürriyet olmadan Avrupa'nın seviyesine yükselemeyiz. Adalet ve hürriyet ise İslam'ın temeli. Şüphe yok ama Avrupalıların bu temel üzerinde kurdukları siyasi ve içtimai müesseselerini neden benimsemesinler? Eğer bu müesseseler hikmete uygunsa? "Hikmet, müslümanın kaybedilmiş malı" değil midir? Vaktiyle Avrupa bizi taklit etmişti. Şimdi de biz onu taklit edemez miyiz?
Kanunların iki kaynağı vardı Hayreddin'e göre: akıl ve vahiy. Akıl, insanlığın ortak malıydı; adaletle hürriyet, aklın iki temel prensibi. İslam dünyası adaletle hürriyeti baş tacı ettiği müddetçe yükselmiş. Hırıstiyan dünya bu temel değerlere ihanet ettiği için karanlıklarda kalmıştı. Hatasını anlayan Batı, adalet ve hürriyete dört elle sarıldı, terakki ve tekâmülün merkezi oldu böylece. Bizse o kutsal ilkelerden yüz çevirdik, çöküşümüzün başlıca sebebi bu.