"Burası Türkiye. Burada sanatçılar, yazarlar, müzisyenler hiçbir zaman onları zengin etmeye yetecek parayı kazanamazlar. Gerçek sanatçılar her zaman olduğu gibi, yine yolsuz. Olsun! Belki de yaratıcı olabilmenin bir bedelidir yoksulluğun verdiği tevekkül ve alçakgönüllülük."
"Uzun zamandan beri, o zaten Cevat Şakir değil, ünlü 'merhaba'sıyla etrafındakilerin gününü ışıtan, bir nefeste, Yunan mitolojisini önümüze seriveren Balıkçı'ydı. Homer'di, Oedipius'tu, Poseidon'du. Ve onun, bulunduğu mekanları ışığa, bilgiye ve neşeye boğan kişiliğine uzun süre karşı koymak da imkansız gibiydi."
"Dışarda kar sepelerken, sıcacık bir odada, rahat koltuğa uzanıp güzel bir kitap okumak gibiydi, emrine amade bir hayranın el pençe divan durması. Yalnızlığın ve özgürlüğün dengelenmesiydi, birine 'ait olma' hissiydi. Kadınlara has bir sükun duygusuydu."