“‘Kızım,’ dedi, ‘
senin için iyi kalpli ve cömert olmak kolay. Ama düşün bir kez: her şey güçleştiği, gösterdiğin cömertlikten pişman olduğun zaman acı çekeceksin. Cömertliğin yüzünden hayatını zehir ettiğine çok sinirleneceksin. Benim başıma geldi bu. Cömertliklerinin neye mal olacağını bilmeden veren iyi kalpli, merhametli kişilerden uzak dur. Çünkü bu kişiler insanlıklarına sığınmaya kalkıştığın zaman sana kızacaklar, hakaret edeceklerdir. Baban öldüğünde komşularım nasıl çevremi almışlar, onların iyilikleri karşısında nasıl göz yaşı dökmüştüm, bilirsin. Ama heyhat, ebediyen iyi, ebediyen cömert olamayız; çok yoksuluz, iyilik, cömertlik bize göre değil. Zengin olan halan bile isyan etti. Kısa bir süre için iyi olmak öylesine iyidir, insana öylesine büyük bir rahatlık verir ki. Ama sürekli iyilik insan karakterine aykırıdır. Üvey babandan bıkacaksın, kavgalar olacak, lânetler, küfürler savrulacak, bağırıp çağrılacak ve sen karşılaştığın ilk delikanlıyla evlenip ortadan kaybolacaksın. Ve ben senin cömertliğinin, iyi kalpliliğinin cezasını ödemeye devam edeceğim.’.”