Gozde Derelli

“Bir lokantada, yemeği beklediğinizi hatırlattığınız garson, daha da yavaş adımlarla mutfağa yönelir, odasında derslerine çalışması için uyardığımız çocuğunuz yatağına uzanır, telefonu fazlasıyla meşgul ettiğini belirttiğiniz kızınız masaya gelmek için sallanır durur, hemşire zili üst üste çaldığınız için gelmekte gecikir, sekreterinizi uyarınca, hastalık iznine ayrılır. Bütün bu olayların ortak yönü iki kişi arasındaki (patron ve yardımcısı, müşteri ve hizmet personeli, ebeveyn ve çocuk) otorite ilişkisini ifade etmesidir.”
Reklam
“Edilgin-saldırgan kişiliğin sloganı "Boyun eğmek yenilmektir" olabilir. Bir emir, hatta basit bir istek bile onlarda isyan ve yabancılaşma duygusunu uyandırır. Ancak bu isyanı ender durumlarda, samimiyetle ve açıkça dile getirirler. Çünkü diğer sloganları: "Düşündüğünü söylemek çok şeyi tehlikeye atar" olabilir. Otoriteye karşı saldırganlıkları çoğunlukla edilgin bir biçimde belirir. İşte bu kişiliğin adı bu nedenle edilgin-saldırgandır.”
“A tiplerinin, gençliklerinden kaynaklanan bir enerjiye sahip oldukları sürece fazla sorunlarının olmadığını, ancak güçleri azalmaya başlayınca davranış biçimlerinin kendileri için dayanılmaz hale geldiğini görürüz.”
“Tatilde bile zamanlarını planlarlar ve amaçları belirlerler. Bu tür kişileri A tipi kişilikler olarak nitelendirebilir.”
“Arkadaşlara yemeğe davetli olduğumuzda, hiç belli etmemesine karşın Marc'ın canının biraz sıkkın olduğunu fark ediyorum. Yabanıllar gibi yaşayamayacağımızı, benim de insanlarla gönlşmekten zevk aldığımı o da kabul ediyor. Ancak, evde oturup kitap okumayı yeğlediğini hissediyorum. Ama davete gitmeyi de tartışmadan kabul ediyor. Davet akşamı, eve geldiğinde üzgün olduğunu gözlüyorum. Ancak durumundan yakınmıyor, bana kibar davranıyor ve ben hazırlanıncaya kadar gidip televizyonun karşısına oturuyor. Davetli olduğumuz yere geldiğimizde, değişmiş gibi görünüyor, konuşuyor, şakalar yapıyor, mizahi yönünü gösteriyor. Herkes tara fından beğeniliyor ve herkes onun orada bulunmaktan dolayı mutlu olduğunu düşünüyor. Bu rahatlığı geçen yıllarla birlikte, başkalannı gözleyerek, çalışmalar sonucunda kazandığını ve bu rahatlık için bir çaba harcadığını sadece ben biliyorum. Zaten yemeğin sonuna doğru, çenesinin düşüklüğü sona eriyor, kendisinden beklenenin en fazlasını vermiş gibi hareketleri yavaşlıyor. O zaman, yarın erken kalkacağız bahanesinin arkasına sığınarak gitme işaretini veriyorum ve bakışlan, tıpkı tasmasının ele alındığını gören ve yuvasına döneceğini hisseden bir köpeğinki gibi aydınlanıyor. Bu benzetme ona ait, size mizah duygusundan yoksun olmadığını anlatmak için aktarıyorum. Gerçekte, ikimiz de gayret gösteriyoruz: O, çıkmayı ve konuşma oyununu oynamayı kabul ediyor, ben ise davetlere sıkça olur dememeyi ve daha uzun oturmayı istesem bile erken kalkmayı kabul ediyorum. Sonuçta anlaşıyoruz. Zaten, zaman geçtikçe, Marc bana başkalanyla birlikte olmanın daha çok ilgisini çektiğini söylüyor.”
Reklam