“Otuzlu yılların ortalarında, Stalin, bir hükümet darbesi yapmalarından kuşkulandığı bazı general ve mareşallerin yanı sıra,
ordusu tarafından da tehdit edildiği duygusuna kapıldı. Askerleri tarafından sevilen, ve parlak bir mareşal olan Tukaçevski, orduyu hızlı hareket edebilecek zırhlı birlikler biçiminde yeniden düzenleme gerekliliğini açıklayınca Stalin, uzun zamandan beri sürdürdüğü kuşkusunu doğrulama fırsatını buldu: bu mareşal
bir hükümet darbesi hazırlığı içindeydi. Böylece bir ordunun barış zamanında en kanlı tasfiyesi başladı. Otuz beş bin subay hayatını kaybetti. Bu komutan kıyımı, kızıl orduya, 1941 Alman saldırısının ilk haf taları sırasında korkunç yenilgilere mal oldu: bu tasfiye sırasında askeri hekimler de telef olduğundan, yaralılar arasında ölüm oranı rekorlar kırdı.”
“1932'de Ukrayna, planlama tarafından öngörülen buğday miktarını sağlayamamıştı. Stalin, gerçekleri kabul edeceğine (tarımda
organizasyon bozuklukları vardı ve verim düşmüştü), Ukraynalı köylülerin bir komplo hazırladıklarına ve buğdayı kendilerine sakladıklarına kendini inandırdı. Kızıl Ordu, kullanılabilir en küçük buğday tanesine bile el koyması amacıyla Ukrayna'ya gönderildi ve resmi tarihte hiç sözü edilmeyen, 20.
yüzyılın en büyük kıtlıklarından birine neden oldu. Köyler haritadan silindi. İnsanlar toprak yedi. Tarihçilere göre, banş zamanında,
iki yıl içinde, erkek, kadın, çocuk olmak üzere toplam beş ila yedi milyon Ukraynalı yaşamını yitirdi.”
“Ruslar için Stalin paranoyasının tek örneği, ne yazık ki bu olay değildi. O yaşamını, kendine karşı yapılacak komplolardan ya da komplo tehditlerinden kuşkulanarak geçirdi ve bunlara karşı hatırı sayılır bir tepki gösterdi. Lenin'in ölümünde, Stalin'in de üyesi olduğu politbüro, eskiden beri devrimci olan ona yakın üyeden oluşuyordu. Bu üyelerden Troçki ve Buharin gibi devrimciler ise Stalin'den hem daha ünlü hem de daha parıltılıydılar. On yıl sonra Stalin, bütün silah arkadaşlarını, sistematik olarak yargılatmış ve öldürtmüştü; Güney Amerika'ya kaçan Troçki de, Stalin'in emriyle birkaç yıl sonra öldürüldü.”
“Polonyalı Stalinci lider Jakub Berman Stalin’le beraber olduğu, şu sonu gelmez akşam yemeklerinde, misafirlerin, korku içindeki üst düzey davetlilerin ertesi gün tutuklanıp tutuklanmayacaklarını
asla bilmediklerini anlatır. Servis yapan hizmetkarlar dışında, akşam yemeklerinde kadınlar bulunmazdı. Bir gün, Stalin'de, bunlardan birinin yavaş davrandığı sanısı uyanmış ve hemen gümbürdemiş: ‘Bu kadın ne dinliyor, böyle?’ Paranoyak yorumun güzel bir örneği. Oysa Berman, ‘bu kadınlar milyon kere soruşturulmuş olan görevlilerdi,’ demekte.”