Müslüman dünyasının büyük bir kısmı, Muhammed Peygamber’in halefleri olarak hüküm sürdüklerini iddia eden ve Emeviler olarak bilinen bir Arap halifeler hanedanı tarafından yönetiliyordu. Fakat 750 yılında rakip Abbasiler tarafından devrildiler. Abbasiler 750’den 1258’e kadar Orta Doğu’daki Müslüman bölgelerinin en önemli yerlerini yönettiler veya azından yönetiyormuş gibi yaptılar. Abbasiler Bağdat da yüzyıllar boyunca İslam’ın başlıca kültür merkezi olmuştur. Ancak mağlup Emevi ailesinin bir üyesi olan Abdurrahman, Emeviler ve destekçileri Abbasiler tarafından ortadan kaldırıken bundan kurtulmayı başardı.
İspanya’ya kaçtı ve 755’ten itibaren kendisi ve kendisinden sonraki Emevi ailesine mensup halefleri orada hüküm sürdüler. İspanya’daki Emevi halifeliği on birinci yüzyılın ilk on yıllarını kapsayan süreçte parçalandı ve kalıntıların- dan çeşitli küçük Müslüman emirlikler ortaya çıktı. Ancak bunlar birer Hristiyan Reconquista’sına yenik düştü. Granada ve Elhamra, Kastilya ve Aragon hükümdarları tarafından ve Isabella’nın eline geçti. Bundan sonra Elhamra, harebeye dönmesine izin verilmeden önce bir süreliğine bir Hristiyan sarayı haline geldi. Restorasyonu, on dokuzuncu yüzyılda romantik gezginler ve yazarlar tarafından “keşfe- dilmesinden” sonraki sürece denk gelmiştir.
Orta Çağ Müslüman saraylarının en güzel örneği Batı Avrupa’da bulunmaktadır. Gerçekten de Elhamra, Orta Çağ’dan günümüze ulaşan tek Müslüman sarayıdır. İspanya’nın Endülüs bölgesinin başlıca şehirlerinden biri olan Granada’ya tepeden bakan mükemmel bir konuma sahiptir. Modern Endülüs (ya da İspanyolcada Andalucia) İber Yarımadası’nın en güneyinde yer alan sekiz vilayetten oluşmaktadır: Malaga, Cadiz, Sevilla, Huelva, Kurtuba, Jaen, Almeria ve Granada. Günümüzde Endülüs, İspanya’nın yalnızca en güney bölgesini ifade etse de Orta Çağ’da Endülüs (ya da Arapçada el-Endelüs) İber Yarımadası’nın Müslüman hâkimiyeti altında olan kısmını, yani yarımadanın büyük bir kısmını ifade etmekteydi.
711 yılında Arap ve Berberi orduları Cebelitarık Boğazı’nı geçerek yarımadanın kuzeybatı köşesi hariç tamamını hızlı bir şekilde işgal etti. Müslüman orduları Güney Fransa’yı da kısa bir süreliğine işgal etmiş, hatta bazı birlikler şimdiki İsviçre’ye bile girmişti. (Birkaç on yıl önce bir Arap akıncısı ve devesinin donmuş cesetleri İsviçre karları altında bulundu.)