Kitabın arka kapağında değinildiği gibi tam bir Tanpınar romanı. Okuması sindirmesi zor, zaman alıcı ama bir o kadar keyifli. Tanpınar'ın Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nden sonra okuduğum üçüncü romanı, bu biraz yordu diyebilirim. Romanın yazımının tam olarak bitirilmemesi ölümünden sonra yazılmış 3'te 2'lik bölümün derlenerek yayınlanması romanın okunmasını bir nebze zorlaştırıyor zannımca. Geniş bir zaman aralığında keyif alarak okunacak bir Tanpınar romanı.
İnsan hayatından memnun olmayınca mazisini âdeta inkâr ediyor. Cemiyetler de böyle değil mi? Hakiki çözülüş birtakım yıkılışlarla kabil. Bir taraf yıkılacak ki başka tarafa bağlanasın... Ya kendi hayatına veya birtakım fikirlere... Fakat biz fikirlere gidemiyoruz. Fikirler bize kapalı. İnsanla birleşerek gelmiyorlar. Sadece fikir olarak geliyorlar. Onlara boşlukta rastlıyoruz.
Fakat kelimeler böyleydi. İnsanın doğrudan doğruya kalbine veya gözüne, yahut kafatasına gelmezlerdi. Düşünce denen o acayip ve gizli şeye, o jelatin yığınına isabet ederlerdi. Onun için birdenbire öldürmezler, bir daha kaybolmamak, sizi bırakmamak için oraya gömülürler, oradan yavaş yavaş gizli ve açık, sizi zehirlerlerdi.