Neden onca dikkat çekici unsuru varken hele bir de bu dikkat dağıtıcılar arasında yığınla meşguliyetimizi gidermeye çalışıyorken bir de oturup bir saat iki saat kitap okumaya ayırmaya çalışıyoruz? Evet belki bin yıl önce entelektüel zevkleri olan insanlar için müze gezmek, bir gazeteci yahut bir şair ile sohbet etmek ve kitap okumak dışında yapabileceği çok az uğraş vardı. Fakat günümüz dünyasına bakın bir! Böyle bir dünyada kitap okumak nasıl hala zevkli olabiliyor ki?
Evet hepimizin hayatında zorluklar var. Kimimiz, bilmemne bilmemne holdingin üst düzey yöneticilerinin düzenlediği "ismi çok önemli değil yeter ki havalı olsun" seminerinde elinde 102 C derece çayla onca kişinin arasından geçerken çat diye sekreterin tekine takılıp sekreterin hemen yanında oturan üst düzey bilmemne patronun yeni Pierre Cardin takımının üzerine çayı döküp hem patronu, hem patronun cebini (Çünkü patron üst düzey yönetici olduğu için aşırı zengin ve mahvolan pahalı takımın parasını sizden alırsa ayıp etmiş olur.) hem de kendi kariyer planınızı yaktınız. Belki onu düzeltmeye çalışıyorsunuz. Hem kendinizi nasıl affettirebileceğinizi hem de onca yıllık iş arkadaşlarınızın size bir günde nasıl sırt çevirdiğinin altında nasıl bir psikoloji yattığını merak ediyorsunuz. O halde size ne dünya klasiklerinden?
Tüm bu anlattıklarımın ışığında sevgili okur, sizi neden okuduğunuzu düşünmeye davet ediyorum -ya da neden okumadığınıza ya da neden okumaya devam ettiğinize. Okurken günlük hayatın dertlerinden mi uzaklaşıyorsunuz yoksa daha çok mu dertlerinize gömülüyorsunuz? Benzer karakterler mi arıyorsunuz yoksa bambaşka dünyaların insanlarını mı kitaplarda? Ortamda dönen sohbete katılmak için mi okuyorsunuz, ortamda konu açmak için mi? Bir iş kurmak için mi okuyorsunuz yoksa birinin işini batırmak