Ruhun Çiçekleri Adını gökyüzüne fısıldadım bu gece. Gökyüzündeki yıldızlar öyle bir parladı ki sanki gündüze döndü gece... Toprağa anlattım seni; çeşit çeşit çiçek açtı, bahar geldi dünyaya. Hep böyle çocuksu mu bakar gözlerin? Derinlerde küçük bir çocuk var, fazlasıyla yaralı... İyileşmeyi bekleyen... Gözlerin, insana evi gibi hissettiriyor. Ne zaman gelir bahar ruhuna, ne zaman çiçekler açar ruhunda? Sesin sanki şiirin ta kendisi... Ay ruhlum, gül ki geceleri dünya aydınlansın. Lale-i Pinhan
"Aziz George Günü. Katalanların koruyucu azizlerinin anısına kutladıkları festival. Kadın sevdiği erkeğe bir kitap veriyor, erkek de kadına bir gül veriyor. Kadınların okuma yazma bilmediği eski zamanlardan kalma bir gelenek. Tabii bizde durum tam tersi olduğuna göre gül almaktan mutluluk duyarım. "
Sayfa 294·Kitabı okudu
"Bahsettiğimiz Latince şiir şöyle başlar: "Çiçek, çiçeğimi kopar. Çünkü çiçek aşkı temsil eder". Şiirin özne sesi, aşkına armağanını kabul etmesi, duyularıyla fiziksel olarak etkileşim kurması için yalvaran adamın sesidir: "Çiçeği kokla, en tatlı Flora, her zaman güzel kokulu! Çiçeğe bak Flora! Onu görünce gülümse bana! Çiçeğe iyi konuş! Sesin bülbülün şarkısı. Çiçeği öp! Senin o kırmızı gül ağzına çiçekler yakışır". Bu Latin aşığı, çiçeğin biçimini veya dış güzelliğini daha endişeli bir kelime olan figura ile karşılaştırır. Son beyitteki bu güzel kokulu şarkıya acı ve melankolik bir nota getiren ve tesadüfen bunun neden Carmina Burana, el yazmasında illüstrasyon almış birkaç şiirden biri olduğunu açıklayan da aslında görsellerde kullanılan terimdir. Zevk, her zaman tehlike olasılığıyla yüklüdür ve amacı nihai olarak ulaşılamazdır. Bu şekilde, Şarkıların Şarkısı / Ezgiler Ezgisi'nde anlatılan kır çiçeği ve damadın öpücüğü, ilahi şeylerle iç içe geçmenin daha yüksek bir âlemine taşıyabilecek görünür ve deneyimsel işaretlerdir. Orta Çağ aşk sanatının hem sözlü hem de görsel kayıtlardaki en önemli ironisi işte bu şekildedir. Aşık için görüntü bir yandan sadece boş bir illüzyon gibi görünüyor. Her zaman yakalanması zor bir arzu nesnesi ama öte yandan bu boşluk, o arzunun inşasında vazgeçilmez bir dayanak işlevi görüyordu. İmge olmadan da aşk var olamazdı..."
Sayfa 127·Kitabı okudu
Kalbime Bahar Diye Düştün
Sevgiyi kovalıyorum; Bazen bir kelebeğin atlas kanadında saklı renklerde, Bazen vakitsiz açsa da baharı müjdeleyen bir çiçekte.
Şiir
30 MAYIS 1924 - Fikriye Hanım'ın Ankara'da intiharı. Ve Mustafa Kemal'in kendisi için yazdığı şiiri: