Ondaki mutlu görünme çabası, muhtemelen mutsuzluğun kendisinden çok daha yorucuydu. Yine de bıkmadan usanmadan oynuyordu oyununu. Çünkü mutsuzluğundan utanıyordu. Benim başlangıçta mutluluk sandığım şey de buydu. Acıklı bir utanç duygusu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Diyor ki. hep bir gailesi olur insanın, yetişmesi gereken bir telaşesi. İnsan ki durursa düşeceğinden değil, düşüneceğinden korkar ve hep koşar. Koşar da aklının içinden nereye kaçar? Gece de gündüz de, Ehrimen de Hürmüz de senin içinde. Ateşi arayan yanar, buza inanan donar. Ne aradığını bilmeyen tek günlük kelebekler, bildiğine iman edemeyen araftaki cahiller, durmadan kaçar."
şimdi bütün bu kapalı kapılar ve esrarlı suskunluklar içimi bulandırıyor. İsyankar bir mizacım olmadı hiç, lakin neyin parçası olduğumu da apaçık bilmek istiyorum. Sanki bunca zamandır bastığım zemin altımdan kayıyor, tutunduğum dallar kırılıyor, güvendiğim dağlara karlar yağıyor.
Kendimi yorgun hissediyorum, hem de çok yorgun. Sahiden bir kaplıcaya gidip kendimi şifalı sulara gömmek isteyecek kadar yorgun. Yeni de değil bu yorgunluğum, sadece artık yerini biliyorum.
Şimdi dolmuş beşik gibi sallandıkça uzun, çok uzun bir uykuya yatmak ya da nicedir içinde kaybolduğum ağır uykudan uyanmak istiyorum. Bir şey yapmalı, belki de birçok şey. Ama ne, işte onu kestiremiyorum.