Kasabada kendisine hizmet etmekle görevli ve erkeklerin yanında bırak yemek yemeyi, sesini bile duyurmaya izin verilmeyen kız, Ege kıyılarındaki teknede neredeyse kendine üstünlük taslayacaktı.
Onu keskin ve yoğun bir özlem duygusu uyandırmıştı. Yakıcı, yeri boş kalan, içini sızlatan bir özlem duygusu; ama bu duygunun nereye yönlendiği belli değildi. Öylesine bir özlemdi işte; belki boşluğa belki hiçbir yere; belki de özlem duygusunun ta kendisine.
Kitabın bir başka yerinde de şöyle diyordu Campbell:Dışımızdaki değerlerin koyduğu amaçlara ulaşmak için çabalıyoruz ama bu arada içimizdeki değerleri unutuyoruz; hayatımızdaki kopukluk buradan gelmekte.