"Gülmüyorum, Dorian, yani gülmem sana değil. Yalnız, hayatımın en büyük sevda
serüveni dememelisin. Hayatımın ilk sevda serüveni, demelisin. Sen her zaman sevileceksin,her zaman sevdaya sevdalı olarak yaşayacaksın. Grande passion yaşamak, yapacak hiçbir şeyi olmayanların ayrıcalığıdır. Bir ülkede çalışmayıp boş gezen sınıflar bulunmasının yararıbudur. Korkma. Nefis şeyler bekliyor seni. Bu daha başlangıcı.”
Dorian Gray kızgınlıkla, “Sen benim yaradılışımı bu kadar sığ mı sanıyorsun?” diye bağırdı.
“Yoo, ben senin yaradılışını işte bu kadar derin sanıyorum.”
“Nasıl yani?”
“Sevgili yavrum, ömürlerinde tek bir kez sevenlerdir asıl sığ olanlar. Onların vefa,sadakat diye adlandırdıkları şeyi ben, ya alışkanlığın verdiği rahatlığa ya da hayal gücünün yokluğuna bağlarım. Zihinsel yaşam için tutarlılık neyse duygusal yaşam için de vefa odur:basit bir yenilgi itirafı. Vefa! Bunu incelemem gerekiyor günlerden bir gün. Sahiplik tutkusuda giriyor bu işin içine. Başkaları alır diye korkmasak çoktan atacağımız bir sürü şey var."
"Bir akşam bize, akşam yemeğine beklerim. Salı nasıl? Salı akşamına bir sözünüz var mı?”
Lord Henry eğilerek, “Sizin için bütün sözlerimden cayarım, düşes,” dedi."