“Yorgunluk sadece bedende değilmiş...”
Bu aralar içimde tarifsiz bir yorgunluk var.
Ne kadar uyusam da geçmiyor, ne kadar gülersem de içimde bir boşluk kalıyor. Her şey üst üste geliyor gibi… Sanki hayat, küçük darbelerle beni susturmaya çalışıyor. Bazen “neden böyle oluyor?” diye sormaktan bile yoruldum artık. Ne planlarım oluyor, ne umutlarım... Hepsi yarım kalıyor sanki. Bir yanım hâlâ güçlü olmaya çalışıyor, “geçer” diyor, “her şey düzelir.” Ama diğer yanım o kadar kırılmış ki… Sanki içimdeki o umut ışığı yavaş yavaş sönüyor. Bazen insanın sesi çıkmıyor; ağlayamıyor, anlatamıyor, sadece sessizce dağılmayı bekliyor. İşte ben tam oradayım. Ne kopabiliyorum, ne tutunabiliyorum. Hayatta bazı dönemler vardır ya, insan ne yaparsa yapsın eksik hisseder. Herkes bir şeyler yolunda gidiyormuş gibi görünürken sen kendi içinde savaş verirsin. İşte benim savaşım şu an içimde. Görünmeyen ama en derinden hissedilen bir savaş bu. Bazen keşke biri sadece “yorgunsun, biliyorum” dese. Bazen sarılacak bir omuz olsa, kelimelere gerek kalmasa… Çünkü anlatmak da artık ağır geliyor. İçimde öyle bir kırıklık var ki, neye üzülsem bilemiyorum. Her şey üst üste geldi, her şey birikti. Ve ben sadece biraz huzur istiyorum.
Sakin bir gün, sessiz bir zihin, yeniden inanmamı sağlayacak bir sebep... Ama biliyorum, bir yerlerde hâlâ küçücük bir umut saklı. Belki şu an küsmüş durumda ama tamamen ölmedi. Çünkü ben her şeye rağmen hâlâ içimde bir yerlerde iyi olmayı diliyorum.
Ve belki de bu, yeniden başlamanın en sessiz ama en güçlü hali.