“Orada, dünyadayken gerçek birer hümanisttik biz, hümanizm insan doğamızın omurgasıydı, insana olan hayranlığımızda insana karşı hissettiğimiz sevgi öyle bir raddeye varmıştı ki neredeyse insan-merkezci olmuştuk; burada ise gerçekte insanları değil komünarları ama sadece komünarları, bizimle aynı türden dünyalıları sevmiş olduğumuzu anlıyoruz dehşet içinde.”