sb

“... Kim insanlığın iyiliğini gözeten rüyalar görür ki?"
Reklam
"Bilmiyorum. Her şeyin illa da bir amacı olacak diye bir şey yok, sanki evren bir makineymiş de her parçasının faydalı bir işlevi varmış gibi konuşuyorsunuz siz de. Madem öyle, bir galaksinin işlevi nedir? Hayatımızın bir amacı olup olmadığını bilmiyorum, bunun bir önemi olduğunu da sanmıyorum açıkçası. Asıl önemli olan bütünün içinde bir parça olmamız. Bir kumaşın içindeki iplik ya da kırdaki bir ot sapı gibi. O nasıl öylece varsa, biz de öylece varız. Bizim yaptıklarımız, çimenleri yalayıp geçen rüzgâra benziyor."
Kahretsin, allah kahretsin, diye düşündü acı acı, ne biçim bir adamım ben? Sakalımdan gözyaşları süzülüyor, hale bak! Haber’ın beni kullanmasına şaşmamalı. O ne yapsın ki? Acınacak derecede güçsüzüm, acınacak derecede kişiliksizim, doğuştan bir kuklayım. Kendime ait bir kaderim yok benim. Tek sahip olduğum şey rüyalar. Ve şimdi onların dizginleri de başkalarının elinde.
‘Bireyin gizeminin en yoğun olduğu zamanlar, uykuda olduğu zamanlardır.’
“...Ne zaman metroya binsen kalabalığın üstüne üstüne geldiğini hissettiğini söylemiştin. Kendini insanlar arasında sıkışmış, ezilmiş hissettiğini. Dirseklerin bir başkasına değmeden ayakta durmanın dahi imkânsız olduğunu, kendini sanki özgür değilmiş gibi hissettiğini."