Dudaklarınız ne çok tebessüme ev sahipliği yapmış olursa olsun içiniz kan ağlıyorsa geriye kalan her şey değersizdi. Mühim olan insanların sizde seyrettiği değil, sizin kendinizde gözlerinizi kaçırdıklarınızdı. Kapanmayan yaralarınız, dinmeyen acılarınızdı.
Yarın onlara sarılabileceğimizden eminmişiz gibi ne çok kırıyorduk sevdiklerimizi. Oysa ben bir kez daha güneşin doğumuna uyanamayacağımı fark ediyordum. Hayat pamuk ipliğine bağlıydı, bugün ne kadar varsak yarın o kadar yoktuk belki de. Kimse yaşamın korkunç uğultusundan kurtulup uzun uzun gökyüzüne bakamıyordu, bunu fark edemiyorduk…
çünkü zannedilenin aksine sevgi, onunla mutlu günleri yaşayabilme arzusu değildi. Sevgi, onunla korkunç bir yaşam döngüsü içine hapsolup kalmışken, bütün bedenim yara bere içinde parçalanmışken bile beni acıyan yerlerimden sardığını hissetmekti. Hüzünlü çehremde sebep olduğu tebessümdü.