Sanırım ilk defa bu kadar bir kitap hakkında yazı yazma isteği oluştu...
Finlandiyanın gelişimini buralara gelene dek ki aşamalarını yaşayarak okuyorken benliğimin de hissedilir bir şekilde geliştiğini görmek muazzamdı,bana her paragrafında kattığı sayısız anlamları burada yazmak olanaksız...
Millet olmayı,aile olmayı,yaşamayı,yaşamanın nefes almak değil yaşama zevkini tattığında yaşam olabileceğini,bunun gerekliliklerini,sonuçlarını o cümlelerde hissedebilmek gerçekten olağanüstü.
Kitabı okurken kimi yerde hayattan bir şeyler kapmak isteyen gelişim çağındaki bir çocuk,kimi yerde kendi işinin Nopolyonu,kimi yerdeyse de robınson crusoe oldum hani şu çocuk kitabındaki karakter diye bildiğimiz,işte o karakter;yaşamın kendisini anlatan,ümitsizliği kıran,yaşam ve yaşama mücadelsini hayatına kazımış olan karekter oldum...
En son olarak da kendim oldum,kendi benliğimi tekrar buldum,tekrar kendime umut kattım,başarma duygusumu pik noktaya çıkardım.
Son söz gelmiyor ama şu güzelim kitabı kesinlikle okumalısınız.
“Hayatın parazitleri,dağıtıcıları değil de mimarı olun”